﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MEDİKAL TEKNİK</title>
	<atom:link href="http://www.medikalteknik.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.medikalteknik.com.tr</link>
	<description>Medikal bilgi platformu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 13:23:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Nasıl Oluşturulur?</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-kulturu-nasil-olusturulur/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-kulturu-nasil-olusturulur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 13:12:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4939</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) ve Towers Watson’ın PERYÖN üyeleri arasında yaptığı “İş Sağlığı ve Güvenliği” konulu ankete göre, şirketlerin çoğunluğunun iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tanımlı prosedürleri ve uygulamaları bulunuyor. Çoğu şirket işyerindeki güvenliği artırmak için çeşitli prosedürler ve eğitimler düzenliyor, sorumlu personel atıyor ama iş sağlığı ve güvenliği açısından istenen performansa ulaşılamıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4940" class="wp-caption alignleft" style="width: 300px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-kulturu-nasil-olusturulur/untitled-1-3/" rel="attachment wp-att-4940"><img class=" wp-image-4940 " title="Untitled-1" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/Untitled-11-300x187.jpg" alt="" width="290" height="200" /></a><p class="wp-caption-text">İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Nasıl Oluşturulur?</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Türkiye İ</strong><strong>nsan Yönetimi Derneği</strong><strong> (PERYÖN)</strong><strong> ve Towers Watson’ın PERYÖN</strong><strong> üyeleri arasında yaptığı “İş Sağlığı ve Güvenliği” konulu ankete göre, </strong><strong>şirketlerin çoğunluğu</strong><strong>nun</strong><strong> iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tanımlı prosedürleri ve uygulamaları bulunuyor.</strong><strong> </strong><strong>Ç</strong><strong>oğu şirket işyerindeki güvenliği artırmak için çeşitli prosedürler ve eğitimler düzenl</strong><strong>iyor, </strong><strong>sorumlu personel at</strong><strong>ıyor ama </strong><strong>iş sağlığı ve güvenliği açısından istenen performansa ulaşılam</strong><strong>ıyor. Bunun nedeni ise şirketlerde </strong><strong>güvenlik kültürünün yetersizliği.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her yıl dünyada milyonlarca çalışan iş yerindeki kazalar sonucu yaralanıyor, binlercesi ise hayatını kaybediyor. Araştırmalara göre, işyeri kazalarındaki yaralanmaların maliyetinin dünyadaki gayrisafi milli hasılanın yüzde 4’ü olduğu tahmin ediliyor.[1] Her yıl yaklaşık 2.2 milyon iş kaynaklı ölüm meydana geliyor. Her gün küresel işgücünün yaklaşık yüzde 5’i iş kaynaklı yaralanmalar sebebiyle işe gidemiyor.</p>
<p>Türkiye iş kazalarında dünya üçüncüsü ve Avrupa birincisi… Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre son 12 yılda Türkiye’deki iş kazalarında 12 bini aşkın işçi hayatını kaybetti. Türkiye’de her gün ortalama 172 iş kazası meydana geliyor.</p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı 3 Nisan’da Bakanlar Kurulu’nca TBMM’ye sevk edildi.<strong> </strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tasarının 30 Haziran’a kadar yasalaşacağını ifade ediyor.</p>
<p>Kanun tasarısı, 1 milyon 436 bin işletmeyi ve 11 milyon çalışanı kapsıyor; işverenlere ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili her türlü tedbiri alma yükümlülüğü getiriyor. İşveren bu yükümlülüklerini yerine getirirken risklerden kaçınılması, risklerin analiz edilmesi ve risklerle kaynağında mücadele edilmesi gibi “önleyici bir yaklaşım” sergilemek durumunda. Ayrıca, işyerlerinin tasarımı, uygun ve tehlikesiz iş ekipmanının seçimi, teknik gelişmelere uyum sağlanması, uygun çalışma şartları işverenin yükümlülükleri arasında.</p>
<div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Mevzuat internet ve medyadan takip ediliyor</strong></span></p>
<p>Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) ve Towers Watson, 4-10 Mayıs’taki “İş Sağlığı ve Güvenliği” haftasını takiben PERYÖN üyeleri arasında bir anket yaptı. “İş Sağlığı ve Güvenliği” konulu ankete 104 şirketin orta ve üst düzey yöneticileri yanıt verdi.</p>
<p>Şirketlerin yüzde 39’u imalat, yüzde 38’i hizmet, yüzde 7’si gıda, yüzde 5’i inşaat ve yüzde 21’i diğer sektörlerde faaliyet gösterenlerden oluşuyor. Ankete katılanların yüzde 40’ı yılda 150 milyon TL üzerinde ciro yapıyor ve yüzde 55’i 250’nin üzerinde çalışan sayısına sahip. Şirketlerin yüzde 84’ünde mavi yakalı çalışan bulunuyor.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Şirketler önlem almaya çalışıyor ama…</strong></span></p>
<p>Ankete göre, şirketlerin çoğunluğunun iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tanımlı prosedürleri ve uygulamaları bulunuyor. Şirketler iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri çoğunlukla tek taraflı bir iletişim ile çalışanlarına aktarıyor.<strong> </strong>Şirketlerin yüzde 29’unda bu uygulamalar çalışanlara seminerler ve çalıştaylar, yüzde 22’sinde panolara asılan duyurular, yüzde 17’sinde e-posta, yüzde 9’unda ise hazırlanan kitapçık ve broşürler aracılığıyla duyuruluyor. Şirketlerin yüzde 13’ü ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önemler ile ilgili çalışanlarla iletişimde bulunmuyor.</p>
<p>Anket, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ölçümlerin şirket genelinde veya departmanlar bazında performans hedeflerine yansıtılmadığını ortaya koyuyor. Şirketlerde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin uygulamaların var olduğu görülse de, bu uygulamalar şirketlerin yüzde 45’inde işletme genelinde veya departman bazında hedeflerle ilişkilendirilmiyor.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>“Güvenlik kültürü” oluşturmak</strong></span></p>
<p>PERYÖN ve Towers Watson yetkilileri, çoğu şirketin işyerindeki güvenliği artırmak için çeşitli prosedürler ve eğitimler düzenleyerek, sorumlu personel atamaları gerçekleştirmesine rağmen, iş sağlığı ve güvenliği açısından istenilen performansa ulaşılamadığını belirtiyorlar. Yetkililer, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının istenilen seviyelere ulaşılamamasının nedenini şirketlerde güvenlik kültürünün oluşmamasına bağlıyorlar.</p>
<p>Türkiye’de olduğu gibi dünya genelindeki uygulamalara bakıldığında en çok odaklanılan önemler arasında; teknik altyapı anlamında daha güvenli çalışma ortamının oluşturulması, çalışanlara fiziksel çalışma ortamı ile ilgili eğitimlerin verilmesi ve çalışanların regülasyonlara uygun şekilde iş yapmasını sağlayacak prosedürlerin oluşturulmasının yer aldığı görülüyor. Ancak alınan bu önlemler belirli seviyede bir etki oluşturmakla birlikte tam bir çözüm sağlayamıyor.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Güvenlik kültürü nasıl oluşturulur?</strong></span></p>
<p>Risk, kaza ve hastalıklar hakkında bir kurumun bütün üyeleri tarafından paylaşılan inançlar ve fikirler olarak tanımlanan güvenlik kültürünü oluşturmada birçok faktör önem taşıyor. Bu faktörlerin başlıcaları şöyle sıralanıyor:</p>
<p>-      Yönetimin (tüm yöneticileri) güvenlik kültürü kararlılığı;</p>
<p>-      Güvenliğe yönelik değerler, tutumlar ve bağlılığın geliştirilmesi.</p>
<p>-      Yetkin çalışanlar ve güvenli davranışa yönelik sürekli eğitim;</p>
<p>-      Yönetim ve çalışanlar arasında karşılıklı güven ve adil yaklaşım;</p>
<p>-      İşletmede risk değerlemesi, uygun tasarım ve düzenli ekipman bakım;</p>
<p>-      Her türlü iş kazası ve iş kazası oluşturacak tehlikeli durumların yaşanması halinin raporlanması&#8230;</p>
<p>PERYÖN ve Towers Watson açıklamasında, Türkiye’de çalışan sayısı fazla olan, “kurumsal” kabul edilebilecek şirketlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha hassas olduğu belirtiliyor. Küçük şirketlerin; iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının daha düşük olduğu kaydedilen açıklamada, kanunların daha etkin uygulanması gerektiği vurgulanıyor. Açıklamada, kayıt dışı çalıştırılanların iş sağlığı ve güvenliğinden bahsedilmesi söz konusu değilken, konuya ciddi yaklaşan şirketlerin getirilen kontroller ve düzenlemeler nedeniyle bir anlamda cezalandırıldığı kaydediliyor.</p>
<p>[1] Takala, Dr.J. , 2005, <em>Introductory Report: Decent Work – Safe Work, prepared for World Congress on Safety and Health at Work</em>, p.13</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-kulturu-nasil-olusturulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeynep Kamil 150 Yaşında</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/zeynep-kamil-150-yasinda/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/zeynep-kamil-150-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 11:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4928</guid>
		<description><![CDATA[Bir dönem Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nde doğan her kız çocuğuna göbek adı olarak &#8216;Zeynep&#8217; her erkek çocuğuna da &#8216;Kamil&#8217; adı verilirdi. Birçok aile de bu ismi benimser nüfus cüzdanlarına asıl yada ikinci isim olarak yazdırırdı. 150 yıllık tarihi geçmişe sahip hastane, bugünden itibaren 4 gün sürecek bir programla kuruluşunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4933" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/zeynep-kamil-150-yasinda/uskudarzeynep-kamil-hastanesi1/" rel="attachment wp-att-4933"><img class="size-medium wp-image-4933" title="uskudarzeynep-kamil-hastanesi1" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/uskudarzeynep-kamil-hastanesi1-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Zeynep Kamil 150 Yaşında</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Bir dönem Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nde doğan her kız çocuğuna göbek adı olarak &#8216;Zeynep&#8217; her erkek çocuğuna da &#8216;Kamil&#8217; adı verilirdi. Birçok aile de bu ismi benimser nüfus cüzdanlarına asıl yada ikinci isim olarak yazdırırdı. 150 yıllık tarihi geçmişe sahip hastane, bugünden itibaren 4 gün sürecek bir programla kuruluşunu kutluyor.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kutlama Şair Sunay Akın&#8217;ın bu akşam &#8220;Aşk Semtinde&#8221; adlı söyleşisiyle katılıyor.</p>
<p>Birçok ünlü ismin doğduğu ve bir zamanların popüler isimlerinden İstanbul eski belediye başkanlarından Dr. Fahri Atabey&#8217;in uzun dönem başhekimliğini yaptığı hastane, kutlama programında Şair Sunay Akın&#8217;ın yanı sıra Murat Göğebakan, Zeliha Sunal gibi birçok ünlü sanatçıyı konuk ediyor.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Katılım ücretsiz</strong></span></p>
<p>Zeynep Kamil Hastanesi, 1862 yılında Yusuf Kamil Paşa ile eşi Zeynep Hanım tarafından özel mülklerinde hastalara ücretsiz hizmet vermek amacıyla yaptırılmış, doğum hastanesi olarak yıllarca hizmet vermişti. Halen modern tıbbi imkanlarla hizmet vermeye devam eden hastane 150. yıl etkinliklerine katılımın ücretii olmadığını açıkladı.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Hastane çalışanlarının dans grubu da gösteri yapacak</strong></span></p>
<p>20 Mayıs&#8217;a dek sürecek kutlama etkinliklerinde ünlü radyocu Ceyhun Yılmaz şovuyla, Akgün Akova, Zeliha Sunal, Murat Göğebakan, Jale gibi isimler de performanslarıyla destek verirken Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği İTÜ Konservatuvarı TMDK Topluluğu ile &#8220;Hakan Eren&#8217;le Bir Zamanlar&#8221; Grubu ise şarkılarıyla katılacak. Ayrıca Zeynep Kamil Hastanesi çalışanlarının kutlamalara özel oluşturduğu halk dansları grubunun &#8220;Latin Medic&#8221; dans gösterisi ve &#8220;Kanaviçe&#8221; adlı tiyatro oyunu da sergilenecek.</p>
<p>Hastanenin 150.yılının kutlamasıyla ilgili bir değerlendirme yapan Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ayşenur Celayir, &#8220;150 yıllık tarihimizde yürürlükteki mevzuatlar doğrultusunda, kadın ve çocuk hastalıkları alanında güler yüzlü ve konusunda uzman çalışanlarımızla etik değerlerden ödün vermeden, kalite standartlarına uygun sağlık hizmeti sunduk ve sunmayı da sürdürüyoruz. Ayrıca hastanemiz önemli bir misyona da sahip. Bu da mesleki uzmanlık eğitiminde en son bilimsel uygulamalar ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, kurum kültürüne sahip uzmanlar yetiştirmek&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/zeynep-kamil-150-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boehringer Ingelheim 2011&#8242;i de Büyüme ile Kapattı</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/boehringer-ingelheim-2011i-de-buyume-ile-kapatti/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/boehringer-ingelheim-2011i-de-buyume-ile-kapatti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 08:13:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4920</guid>
		<description><![CDATA[Boehringer Ingelheim geçen yıl şirketin ulaştığı noktaya ilişkin bir basın duyurusu yayımladı. Duyuruda, 2011 mali yılında net satışların, döviz ayarlamasından sonra %6,2 artışla 13,2 milyar Euro&#8217;ya yükseldiği ifade edildi. Aynı zamanda şirketin faaliyetlerden elde edilen gelirin 2,3 milyar Euro&#8217;ya yükseldiğine ve net satışlardan elde edilen faaliyet gelirinin %17,3&#8242;e yükseldiğine dikkat çekildi. Daha önceki yıllarda açıklandığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4921" class="wp-caption alignleft" style="width: 230px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/boehringer-ingelheim-2011i-de-buyume-ile-kapatti/pakke_boehringer-ingelheim-logo-220x200/" rel="attachment wp-att-4921"><img class="size-full wp-image-4921" title="paKKE_boehringer-ingelheim-logo-220x200" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/paKKE_boehringer-ingelheim-logo-220x200.png" alt="" width="220" height="200" /></a><p class="wp-caption-text">Boehringer Ingelheim 2011&#39;i de Büyüme ile Kapattı</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Boehringer Ingelheim geçen yıl şirketin ulaştığı noktaya ilişkin bir basın duyurusu yayımladı. Duyuruda, 2011 mali yılında net satışların, döviz ayarlamasından sonra %6,2 artışla 13,2 milyar Euro&#8217;ya yükseldiği ifade edildi. Aynı zamanda şirketin faaliyetlerden elde edilen gelirin 2,3 milyar Euro&#8217;ya yükseldiğine ve net satışlardan elde edilen faaliyet gelirinin %17,3&#8242;e yükseldiğine dikkat çekildi.</strong></span></p>
<p><img src="http://www.farmaskop.com.tr/Upload/Image/prof-dr-andreas-barner-boehringer-ingelheim-yonetim-kurulu-baskani-3.jpg" alt="Boehringer Ingelheim Ar-Ge ve Medikal Departman'ından sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Andreas Barner" width="200" height="235" align="right" />Daha önceki yıllarda açıklandığı şekilde şirketin büyüme planlarını başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğine işaret edilen duyuruda, firmanın Ar-Ge ve Medikal Departman&#8217;ından sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Andreas Barner, Ingelheim&#8217;daki şirket merkezinde düzenlenen yıllık basın konferansında</p>
<p>&#8220;2011 sonuçları organik büyüme stratejimizi doğruluyor. Kendi araştırma ve geliştirme çalışmalarımıza yaptığımız sürekli yatırım sayesinde büyümede yeni bir dönem başlatıyoruz.&#8221; <span style="text-align: left;">dedi.</span></p>
<p>Boehringer Ingelheim tarafından yayımlanan duyuruda, toplam net satışların %77&#8242;sini reçeteli ilaçları oluşturduğu ifade edildi. Finans ve Hayvan Sağlığı departmanından sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hubertus von Baumbach,</p>
<p>&#8220;Hem lansmanı yeni yapılan ürünler hem de pazarda bulunan ilaçlar büyüme gösterdi. Özellikle de 2011 yılında 629 milyon Euro net satışa ulaşan Pradaxa&#8217;nın (dabigatran) pazara sürülmesi, Boehringer Ingelheim&#8217;ın geçtiğimiz yıl büyümesinde önemli katkıda bulundu. Pradaxa&#8217;nın lansmanı, son birkaç yılda gerçekleştirilen yeni ürün lansmanlarının en başarılılarından birisi olarak gösteriliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>IMS verilerine göre firmanın bir kez daha reçeteli ilaçlara ilişkin faaliyet alanında gösterdiği %8,2&#8242;lik büyümeyle, sadece %4,6 oranında büyüyen, dünya ilaç pazarından daha hızlı bir büyüme gösterdiğine dikkat çeken Boehringer Ingelheim, çalışan sayısının da artan büyüme eğiliminden olumlu bir şekilde etkilendiğini belirtti. Duyuruda, 2011 yılında firmanın çalışanları arasına tüm dünyada bin 800 kişinin katıldığı, toplam çalışan sayısının da %4&#8242;lük bir artışla 44 binin üzerine çıktığı ifade edildi.</p>
<p><img src="http://www.farmaskop.com.tr/Upload/Image/boehringer-ingelheim-almanya-merkez-2011-mali-yil-karli-buyume.jpg" alt="Boehringer Ingelheim Kampusü, Almanya" width="500" height="250" align="middle" /></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Kapsamlı araştırma ve geliştirme faaliyetleri gelecek başarıları garanti altına aldı</strong></span></p>
<p>Boehringer Ingelheim&#8217;ın duyurusunda şirketin, kendi araştırma hattındaki yeni gelişmeler sayesinde gelecekteki büyümesini güvence altına aldığına vurgu yapıldı. Duyuruda, Prof. Dr. Barner&#8217;in &#8221;Başta diyabet, onkoloji, hepatit C, IPF ve solunum hastalıkları olmak üzere yeni ilaçlar sunmak istiyoruz. Astımda tiotropiyum aktif bileşeninin kullanılması, kronik hepatite getirilen yeni yaklaşımlar ve idiopatik pulmoner fibrozisin tedavisi için geliştirilen nintedanib maddesine yönelik araştırmalarımız devam ediyor. Bu gelişmeler hastalara tedavide benzersiz faydalar sağlayacaktır.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Yeni, inovatif ilaçlar geliştirmeye devam edebilmek adına, şirketin net satışların önemli bir bölümünü sürekli bir şekilde kendi araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yatırmayı hedeflediğini belirten Boehringer Ingelheim, firmanın 2011 yılında Ar-Ge harcamalarını %3 artırarak 2,5 milyar Euro&#8217;ya yükselttiğini belirtti. Bu rakamın reçeteli ilaçlardan elde edilen net satışın %23,5&#8242;ine karşılık geldiğini belirten Boehringer Ingelheim, firmanın sektör ortalamasının oldukça üzerinde olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Büyüme, 2012&#8242;de de devam edecek</strong></span></p>
<p>Duyuruda Boehringer Ingelheim&#8217;ın, daha önceki yıllarda olduğu gibi, gelecekte stratejik olarak çalışmalarını kendi inovatif ilaç araştırma ve geliştirme alanında yoğunlaştıracağı ifade edildi. Prof. Dr. Barner şunları vurguladı: &#8221;İhtiyaç oranının yüksek olduğu tedavi alanlarına yönelik yeni lansmanlar gerçekleştirmeyi planlıyoruz ve bu amaçla gelecekte de önemli ölçüde kendi araştırma ve geliştirme faaliyetlerimize yatırım yapmak istiyoruz. İki inovatif ilaç ile pazar konumu genişletilecek. Biyofarmasötik ürün faaliyetlerimizde ve Hayvan Sağlığı alanında daha fazla büyüme göstermeliyiz. Boehringer Ingelheim 2012 yılında daha fazla büyüme elde edebilme beklentisi içerisinde ve net satışlarda yüksek tek haneli büyüme bekliyoruz.&#8221;</p>
<p>(Farmaskop)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/boehringer-ingelheim-2011i-de-buyume-ile-kapatti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yüz Nakli Türk Buluşu&#8221;</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/yuz-nakli-turk-bulusu/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/yuz-nakli-turk-bulusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 07:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4905</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce &#8216;Face Off&#8217; filminde yaşananlar fantastik bir serüven olarak görülmüş, dünyada yüz nakli hayal bile edilmemişti. 10 yıl önce ise Betül Ulusal adlı bir Türk doktor; siyah farelerin yüzlerini, beyaz farelere naklederek yüz nakli yapılabileceğini bilimsel olarak kanıtladı. Şimdi ise yüz nakli, sık yapılan ameliyatların arasına girmek üzere&#8230; Prof. Dr. Ferit Demirkan bu konuyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4906" class="wp-caption alignleft" style="width: 210px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/yuz-nakli-turk-bulusu/attachment/678235356826/" rel="attachment wp-att-4906"><img class="size-full wp-image-4906" title="678235356826" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/678235356826.jpg" alt="" width="200" height="188" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;Yüz Nakli Türk Buluşu&quot;</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Yıllar önce &#8216;Face Off&#8217; filminde yaşananlar fantastik bir serüven olarak görülmüş, dünyada yüz nakli hayal bile edilmemişti. 10 yıl önce ise Betül Ulusal adlı bir Türk doktor; siyah farelerin yüzlerini, beyaz farelere naklederek yüz nakli yapılabileceğini bilimsel olarak kanıtladı. Şimdi ise yüz nakli, sık yapılan ameliyatların arasına girmek üzere&#8230; Prof. Dr. Ferit Demirkan bu konuyla ilgili soruları yanıtladı:</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Türkiye&#8217;de üst üste üç yüz nakli yapıldı. Neden duraklama durumuna girildi?</strong></span></p>
<p>Bazen aynı vakalar peş peşe gelir; özel bir durum yok!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>ÖZELDE DE OLABİLİR</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Yüz nakli ameliyatlarında neden üniversite hastaneleri tercih ediliyor?</strong></span></p>
<p>Bu işin üniversitelerde başlaması daha uygun. Ama tam gün uygulamasından sonra, üniversitelerden ayrılan pek çok akademisyen, özel üniversitelere veya hastanelere geçti. Hiç akademik kariyer yapmayan ama özel hastanelerde yoğun bir şekilde el cerrahisi ameliyatları yapan mikrocerrahlar da var. Uygun şartlar sağlandığında, özel hastanelerde de nakil yapılabilir.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong> Hangi hastaneler nakil yapabilmeleri için onay bekliyor?</strong></span></p>
<p>Acıbadem Fulya Hastanesi&#8217;nin başvurusu var. Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi ve İstanbul Tıp Fakültesi&#8217;nin de hazırlandığını duydum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>17 NAKİL YAPILDI</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;">Dünyada yapılan yüz nakilleri için ne söyleyeceksiniz?</span></strong></p>
<p>Dünyada şu ana kadar sanırım 17 yüz nakli yapıldı. Bunların üçü Türkiye&#8217;de&#8230; Aslında her biri zorlu girişimler. Özellikle Amerika&#8217;da bu süreç çok daha zorlu geçmiş. Son yapılanların daha başarılı olduğu görülüyor. Türkiye&#8217;dekiler ise henüz çok yeni ve uluslararası bilimsel bir arenaya sunulmadı.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Türkiye&#8217;de yüz nakliyle ilgili ilk çalışan kimdi?</strong></span></p>
<p>Bu konuda ilk deneysel çalışmayı yapıp yayınlayan Dr. Betül Ulusal. Ulusal bu çalışmayı Cleveland&#8217;da Dr. Maria Siemionow&#8217;un laboratuvarında, fareler üzerinde yaptı. Dünya literatüründeki ilk hayvan çalışması oldu. Sonrasında pek çok arkadaşımız da o laboratuvarda çalıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>TAM YÜZ NAKLİ DAHA GÜZEL GÖRÜNÜYOR</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Neden dünyada yapılan nakiller bize çirkin geliyor? Onlar estetiğe önem vermiyorlar mı?</strong></span></p>
<p>Son yapılan vakaların çok daha güzel olduğunu düşünüyorum. Çünkü artık doktorlar deneyimlerini birbirleri ile paylaşmaya başladı. Teknik de ilerledi; yüz sinirinin onarılması ve yüzün alıcıya oturtulması çok daha başarılı sonuç veriyor. Bir de tam yüz nakilleri daha güzel görünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>İLERİDE VÜCUT NAKLİ OLABİLİR!</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Yüz naklinde ilk deneysel çalışmayı Dr. Betül Ulusal&#8217;ın yaptığını söylediniz. Yüz nakli ilk Türkler&#8217;in mi aklına geldi yani?</strong></span></p>
<p>Ulusal&#8217;ın çalışmasında; siyah farelerin yüzlerinin yarısı, beyaz farelere takılmıştı. Sonrasında tam yüz, sadece kulak ve kemikli kısım nakilleri de denendi. Kadavralarda ise nakiller yapılarak; kimin kime benzeyeceği araştırıldı. Rejeksiyonla ilgili çalışmalar yapıldı. Bunların hepsinde Türk arkadaşlarımızın emeği var. Ben de yurt dışında kol-bacak nakli üzerinde çalıştım. Farelerin bacaklarını birbirlerine takıp inceliyorduk. Bunun için hayvan yaşarken, damarlarının içini gösteren özel bir mikroskopla çalışıyorduk.</p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;">Yüz nakli bir hayaldi ama oldu. Şimdi sırada ne var?</span></strong></p>
<p>Daha uç ne olabilir derseniz; vücut nakli olabilir.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>500 CERRAH TÜRKİYE&#8217;YE GELECEK</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Dört yıl sonraki Avrupa Mikrocerrahi Kongresi&#8217;nin Türkiye&#8217;de yapılması ne anlama geliyor?</strong></span></p>
<p>Kongrenin Antalya&#8217;da yapılmasında, Türkiye&#8217;de yapılmış başarılı yüz nakli ameliyatlarının etkisi büyük! Artık dünyada yapılan bu tür toplantılarda; Türk katılımcıların önemli bir yeri var. Biz katılmayınca, eksiklik hissediliyor.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Kongreye kaç kişi katılacak?</strong></span></p>
<p>Beklentimiz 500 kişi civarında. Diğer kongrelerle karşılaştırıldığında az görünebilir ama dünyada bu işle uğraşan kişi sayısı da çok az. Yani özel bir grup gelecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>AMELİYAT OLDUĞU ANLAŞILMAYACAK</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Yüz nakli Türkiye&#8217;de ilk kez Uğur Acar&#8217;a yapıldı. Sizce sonuç nasıl?</strong></span></p>
<p>Çok başarılı! Ona yapılan operasyon; &#8216;kemik yapının nakledilmediği durumda sonucun daha çok alıcıya benzeyeceği&#8217; tezini de çürüttü. Çünkü donöre benziyor.</p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;">Gazi Üniversitesi&#8217;nde Hatice Nergis&#8217;e yapılan nakil için ne diyeceksiniz? İleride, kendisine yüz nakli yapıldığı anlaşılmadan hayatını sürdürebilir mi?</span></strong></p>
<p>Gazi&#8217;deki oldukça zor bir vakaydı ama çok güzel olmuş. İleride nakil olduğunun anlaşılmayacağını düşünüyorum. Bunun için yaş, renk ve cilt uyumu önemli.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>DÜNYADA ÇOK POPÜLER OLDUK</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Türk plastik cerrahlar dünyada popüler mi?</strong></span></p>
<p>Evet çok popülerler, giderek de popülariteleri artıyor. Mikrocerrahiye ilgi duyan büyük bir popülasyon var. Hepsi de genç yaşlarda. Düşünüyorlar, üretiyorlar, yayın ve sunum yapıyorlar. Bunlar da dünyanın ilgisini üzerimize çekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>FARKLI BİR LİGE ÇIKTIK</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Buradaki nakiller dünyada da ses getirdi mi?</strong></span></p>
<p>Evet, Türkiye&#8217;deki yüz nakilleri çok ses getirdi ve itibarımızı artırdı. Farklı bir lige çıktığımızı düşünüyorum. Artık bizim neler yaptığımızı görmek için ülkemize geliyorlar. Bu bizim için büyük bir başarı.</p>
<p>(Sabah)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/yuz-nakli-turk-bulusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Tansiyonu Ölçüldü</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/turkiyenin-tansiyonu-olculdu/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/turkiyenin-tansiyonu-olculdu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 07:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4900</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her 4 ölümden birinin sebebi olan hipertansiyona hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlayan Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği&#8217;nin düzenlediği &#8216;Türkiye&#8217;nin Tansiyonunu Ölçüyoruz&#8217; kampanyası 5&#8242;inci yılında Trakya&#8217;daydı.  Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği&#8217;nin düzenlediği kampanya bu sene 9 Mayıs&#8217;ta Kırklareli&#8217;de başlayıp 15 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da sona erdi ve 100 binden fazla kişinin tansiyonu ölçüldü. 100 KİŞİDEN 60&#8242;I [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4901" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/turkiyenin-tansiyonu-olculdu/tansiyon-logo/" rel="attachment wp-att-4901"><img class="size-medium wp-image-4901" title="tansiyon-logo" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/tansiyon-logo-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a><p class="wp-caption-text">Türkiye&#39;nin Tansiyonu Ölçüldü</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Dünyada her 4 ölümden birinin sebebi olan hipertansiyona hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlayan Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği&#8217;nin düzenlediği &#8216;Türkiye&#8217;nin Tansiyonunu Ölçüyoruz&#8217; kampanyası 5&#8242;inci yılında Trakya&#8217;daydı. </strong></span></p>
<p>Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği&#8217;nin düzenlediği kampanya bu sene 9 Mayıs&#8217;ta Kırklareli&#8217;de başlayıp 15 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da sona erdi ve 100 binden fazla kişinin tansiyonu ölçüldü.</p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;">100 KİŞİDEN 60&#8242;I FARKINDA DEĞİL</span></strong></p>
<p>Dünyada 972 milyon, Türkiye&#8217;de toplam 18,5 milyon tansiyon hastası ölüm riskiyle karşı karşıya. Nüfusun yüzde 31&#8242;inin tansiyonu hayatları boyunca hiç ölçülmemiş. Her 100 kişiden 60&#8242;ı, tansiyonun yüksek olduğunun farkında değil. Hipertansiyonu olanların yüzde 69&#8242;u ise, tedavi olmadan ölümcül risk altında yaşamaya devam ediyor. Ve hipertansiyon, dünyada her 4 ölümden birinin sebebi&#8230;</p>
<p>Bu durum hakkında halkı bilinçlendirmeyi hedefleyen Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği&#8217;nin gezici tırı da vatandaşlarla doktorları buluşturmak üzere bu sene Trakya Bölgesi&#8217;ndeydi. Kırklareli&#8217;nde Atatürk Meydanı&#8217;nda başlayan kampanyada rota Kırklareli&#8217;nden sonra sırasıyla; Edirne, Tekirdağ, Sakarya ve Düzce oldu. Son durak ise her yıl olduğu gibi bu sene de İstanbul&#8217;du. &#8216;Türkiye&#8217;nin Tansiyonunu Ölçüyoruz&#8217; kampanyası, 15 bugün Beşiktaş Meydanı&#8217;nda sona erdi</p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;">HİPERTANSİYON NEDİR?</span></strong></p>
<p>Halk arasında &#8216;sinsi katil&#8217; olarak bilinen yüksek tansiyon, kan basıncında yükselme olarak tanımlanıyor. Hastalığın sinsiliği, kendini belli etmemesinden ve zaman içinde hayati risk oluşturabilecek sorunlardan kaynaklanıyor. Yüksek tansiyon en sık, atardamarlara, beyine, kalp ve böbreklere zarar verir. Halk arasında &#8216;inme&#8217; diye bilinen çok ciddi beyin rahatsızlığına, kalp krizine ve böbrek yetersizliğine kadar giden ciddi problemlerin arkasındaki en önemli nedenlerden biri yüksek tansiyondur.</p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;">BELİRTİLERE VE TUZ TÜKETİMİNE DİKKAT!</span></strong></p>
<p><strong></strong>Çoğu kimsede belirti vermeden sinsice yıllarca devam eden bu hastalığın belirtileri arasında baş ağrısı, baş dönmesi ve zaman zaman burun kanaması ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtilerin, çoğunlukla ilerlemiş vakalarda belirdiğini unutmamak gerek. Kan basıncının yükselmesine yol açan risk faktörleri arasında yüksek miktarda tuz tüketimi, şişmanlık, aşırı alkol kullanımı, genetik yatkınlık, ileri yaş, stres gibi faktörler sıralanabilir.</p>
<p>Novartis Sanofi, Pfizer, Deva EastPharma, Mesitaş ve Doğuş Otomotiv- Scania, Krone tarafından desteklenen &#8216;Türkiye&#8217;nin Tansiyonunu Ölçüyoruz&#8217; kampanyası hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz; www.turkiyenintansiyonu.org adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/turkiyenin-tansiyonu-olculdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hemşirelik Mesleğinin  Gönüllü Öncüsüne Fahri Doktora</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/hemsirelik-mesleginin-gonullu-oncusune-fahri-doktora/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/hemsirelik-mesleginin-gonullu-oncusune-fahri-doktora/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 07:29:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4894</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de hemşirelik mesleğinin çağdaş gelişimine uzun yıllardır maddi ve manevi katkılarıyla destek veren Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel’e İstanbul Üniversitesi tarafından ‘Fahri Doktora’ unvanı verildi. İstanbul Üniversitesi bünyesinde yer alan ve kuruluşunda Semahat Arsel’in büyük katkıları bulunan Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezihe Kızılkaya Beji’nin ödül gerekçesini açıkladığı konuşmasıyla başlayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4895" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/?attachment_id=4895" rel="attachment wp-att-4895"><img class="size-medium wp-image-4895" title="1337175705__MG_1438" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/1337175705__MG_1438-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a><p class="wp-caption-text">Hemşirelik Mesleğinin Gönüllü Öncüsüne Fahri Doktora</p></div>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="color: #3366ff;"><strong>Türkiye’de hemşirelik mesleğinin çağdaş gelişimine uzun yıllardır maddi ve manevi katkılarıyla destek veren Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel’e İstanbul Üniversitesi tarafından ‘Fahri Doktora’ unvanı verildi.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;" align="center">İstanbul Üniversitesi bünyesinde yer alan ve kuruluşunda Semahat Arsel’in büyük katkıları bulunan Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezihe Kızılkaya Beji’nin ödül gerekçesini açıkladığı konuşmasıyla başlayan törende Semahat Arsel’e ‘Fahri Doktora Diploması’nı İstanbul Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kamil Adalet takdim etti. Törende duygulu bir konuşma yapan Arsel, “Uzun yıllardır hemşirelik mesleğinin uluslararası standartlara kavuşması için zevkle, hevesle, inanarak verdiğim vakit ve emeğin sonucunu görmek benim için en büyük ödül” dedi. İstanbul Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kamil Adalet ise, Türkiye’de hemşirelik mesleğinin gelişiminde maddi ve manevi katkılarını esirgemeyen Semahat Arsel’in Türk hemşireliğinin dünya literatüründe eşine rastlanmayan gönüllü öncüsü, koruyucusu ve destekçisi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel’e, Türkiye’de hemşirelik mesleğinin gelişimine katkıları nedeniyle İstanbul Üniversitesi tarafından ‘Fahri Doktora’ unvanı verildi. 16 Mayıs’ta İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen törene Koç Ailesi üyeleri, İstanbul Üniversitesi’nin akademik kadrosu ve çok sayıda davetli katıldı. İstanbul Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kamil Adalet tarafından Semahat Arsel’e ‘Fahri Doktora Diploması’ takdim edilirken, törende Semahat Arsel duygulu bir konuşma yaparak, teşekkür etti.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Dünya literatüründe eşine rastlanmayan bir öncü: Semahat Arsel</strong></span></p>
<p>Semahat Arsel’in Türkiye’de hemşirelik mesleğine ve sağlık alanına olan katkılarıyla dünya literatüründe eşine rastlanmayan bir meslek sponsoru ve gönüllü öncü olarak tanımlandığı törende, Florance Nightangale Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezihe Kızılkaya Beji tarafından Semahat Arsel’e fahri doktora unvanının verilmesine ilişkin komisyon raporu da okundu. Komisyon raporunda özetle şu ifadelere yer verildi: “Aynı zamanda Florence Nightingale Hemşire Mektepleri ve Hastaneleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu kurucusu olan Semahat Arsel, Türk hemşireliğinin profesyonel gelişimi için sürekli çaba sarf etmiş, bu mesleğe maddi ve manevi yönden pek çok katkıda bulunmuştur. Arsel’in mesleğe ilk katkıları Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu’nun kuruluşu sırasında olmuş, Vehbi Koç Vakfı bünyesinde Hemşirelik Komitesi’nin kurulması ile hız kazanmıştır. Vakıf bünyesinde kurulan Hemşirelik Fonu aracılığıyla yerli ve yabancı literatür taranarak 16 kitabın basımı gerçekleşmiş; mesleki çalıştayların düzenlenmesi, eğitim burslarının verilmesi, ilk yoğun bakım hemşirelik kurslarının verilmesi sağlanmıştır. 1982’de Amerikan Hastanesi bünyesinde kurulan Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi SANERC kurulmuş, bu merkez ve merkeze bağlı kütüphane Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’na bağlanmıştır. Kütüphane, Türkiye’de hemşire araştırmacıların yararlandığı önemli bir merkez haline gelmiştir. Yine Türkiye’de araştırmalarına fon bulmakta zorluk çeken hemşire araştırmacılar için Vehbi Koç Vakfı bünyesinde Semahat Arsel’in liderliğinde ‘Vehbi Koç Vakfı Hemşirelik Fonu Proje Destekleme Programı’ başlatılmıştır. Sekiz yıldır devam eden programda, bugüne kadar 26 projeye destek verilmiştir.”</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Semahat Arsel: “Geriye dönüp baktığımda hemşirelik mesleği ile ilgilenmemi Allah’ın bana verdiği bir görev, mesaj olarak görüyorum”</strong></span></p>
<p>‘Fahri Doktora Diploması’ ve ‘İstanbul Üniversitesi Rozeti’ni İstanbul Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kamil Adalet’in elinden alan ve kendisine takdim edilen akademik kıyafetiyle kürsüye çıkan Semahat Arsel, sözlerine ‘Böyle özel bir günde yanımda bulunup, sevincimi paylaştığınız için teşekkür ederim” diyerek başladı. Yaşamı boyunca sık sık geriye dönüp, hayatını gözden geçirip değerlendirmeler yaptığını söyleyen Semahat Arsel, bu analizleri yaptığında hemşirelik mesleği ile ilgilenmesini Allah’ın kendisine verdiği bir görev, bir mesaj olarak algıladığını ifade etti. Arsel, konuşmasında hemşirelik mesleği ile gönülden ilgilenmeye nasıl başladığının öyküsünü de şöyle anlattı: “<em>Amerikan Kız Koleji’ni bitirdiğim yaz, bir taraftan üniversite imtihanlarına hazırlanıyor diğer taraftan ehliyet almaya uğraşıyordum. Bir gece korkunç bir sancıyla uyandım, nefes alamıyordum. Araştırmalar karaciğerimde bir rahatsızlık olduğunu gösterdi. Ameliyat olmalıydım. O yıllarda Türkiye’de ilaç, röntgen filmi, tıbbi malzemelerin çoğu dahil maalesef birçok şey bulunamıyordu. İlk ameliyatımı Londra’da oldum. Daha sonra  yurt içinde ve yurt dışında bir sürü ameliyat daha geçirmem gerekti. Yoğun bakımlarda doktor ve hemşirelerle iç içe yaşamam bana başka bir dünyayı tanıttı. Hata kabul etmeyen, özveri, fedakarlık isteyen mesleklerdi bunlar. İyi eğitilmiş, becerikli bir hemşire ile deneyimsiz hemşirenin farkını kendi üstümde anlar olmuştum.</em>”</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Arsel: “Annemi kaybettikten sonra Vehbi Koç’un yol göstermesiyle hemşirelik mesleğini desteklemeye karar verdim”</strong></span></p>
<p>Semahat Arsel, hemşirelik mesleği ile gerçek anlamda ilgilenmeye 1974 yılında annesi Sadberk Hanım’ı kanserden kaybettikten sonra başladığını, bu tarihten itibaren bu mesleğin gelişimini desteklemeye karar verdiğini söyledi. Babası Vehbi Koç’un da desteği ve yol göstermesiyle, Vehbi Koç Vakfı’nda hemşirelik için özel bir fon oluşturduklarını ve yardımları bu fon üzerinden planlamaya başladıklarını söyleyen Arsel, “<em>O tarihlerde yani 1974’te Türkiye’de hemşire okulları inanılmayacak kadar yetersizdi. Eğitim kitapları ve malzemeleri yoktu. Dersler elden ele notlarla idare ediliyordu. Öğretmenler hemşire değil, başka mesleklerdendi. Biz ilk iş olarak hemşire liderlerinden oluşan bir komite kurduk. Komitenin ilk ricası eğitim kitaplarının temin edilmesiydi. İkisi Amerika’dan getirtilip, tercüme ettirilmek üzere 16 ders kitabı bastırıp, okullara dağıttık. Sahada çalışan hemşirelerin ‘özel alanlarda’ bilgi ve becerilerini geliştirebilmeleri için ‘SANERC’ eğitim merkezini kurduk. Bugün itibariyle SANERC toplam 7800 sağlık çalışanına kurs vermiş bulunuyor</em>” dedi. Arsel, ilerleyen dönemlerde Hemşirelik Yasası’nın güncellenmesinden bu mesleğin desteklenmesi için ulusal ve uluslararası toplantıların düzenlemesine kadar pek çok çabanın içinde gönülden ve isteyerek yer aldığını ifade ederek, şöyle devam etti: “<em>Benim için önemli bir adım da, 1990’da Koç Üniversitesi’ne bağlı olarak hemşirelik okulu açmamızdı. Florence Nightingale Hemşirelik Yüksek Okulu’yla ilgim ise katlanarak devam etti. Zevkle, hevesle, inanarak verdiğim vakit ve emeğin sonucunu görmek benim için en büyük ödül</em>” dedi.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Prof. Dr. Kamil Adalet: “Semahat Arsel dünya literatüründe eşine rastlanmayan öncü bir örnektir…”</strong></span></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kamil Adalet ise, konuşmasına, hayatını hemşirelik mesleğinin profesyonel gelişimine adayan Semahat Arsel’in dünya literatüründe eşine rastlanmayan öncü bir örnek olduğuna dikkat çekerek başladı. Prof. Dr. Kamil Adalet sözlerini şöyle sürdürdü: “Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, Florence Nightingale Hemşire Mektepleri ve Hastaneleri Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’nun kurucusu olan Semahat Arsel, Türk hemşireliğinin profesyonel gelişimi için sürekli çaba sarfetmiş, maddi ve manevi yönden pek çok katkılarda bulunmuştur. Arsel’in hemşireliğe ilk katkıları, Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu’nun kurulması sırasında gerçekleşmiştir. 1974 yılında Vehbi Koç Vakfı bünyesinde Hemşirelik Fonu’nun oluşturulması ile başlattığı çalışmalar sonucunda, bu fonu idare etmek üzere Sayın Arsel’in başkanlığında Sağlık Bakanlığı temsilcileri, hemşirelik yüksekokullarının müdürleri ve Türk Hemşireler Derneği temsilcilerinden oluşan Hemşirelik Komitesi kurulmuştur. Bu fon ve komite aracılığı ile birçok faaliyet gerçekleştirilmiştir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/hemsirelik-mesleginin-gonullu-oncusune-fahri-doktora/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde “MR Kılavuzluğunda Yüksek Yoğunluk Odaklı Ultrason”</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/kanser-tedavisinde-mr-kilavuzlugunda-yuksek-yogunluk-odakli-ultrason/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/kanser-tedavisinde-mr-kilavuzlugunda-yuksek-yogunluk-odakli-ultrason/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 07:24:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medikal Ekipman]]></category>
		<category><![CDATA[medikal ekipman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4889</guid>
		<description><![CDATA[Philips, MR Kılavuzluğunda Yüksek Yoğunluk Odaklı Ultrason (MRg-HIFU / High-Intensity Focused Ultrasound) olarak adlandırılan ve çeşitli kanser türlerinin tedavisi ile  kemik metastazının sebep olduğu ağrıların palyatif tedavisinde  kullanılan teknolojiyi klinik kullanıma sunuyor. Philips HIFU kullanımını; meme, prostat, karaciğer ve tedavi edilmesi en zor kanser türlerinden biri olan pankreas kanserini de kapsayacak biçimde, genişletmenin yollarını arıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4890" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/kanser-tedavisinde-mr-kilavuzlugunda-yuksek-yogunluk-odakli-ultrason/1336487354_philips_inovasyon_hifu/" rel="attachment wp-att-4890"><img class="size-medium wp-image-4890" title="1336487354_Philips_inovasyon_HiFu" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/1336487354_Philips_inovasyon_HiFu-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a><p class="wp-caption-text">Kanser Tedavisinde “MR Kılavuzluğunda Yüksek Yoğunluk Odaklı Ultrason”</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Philips, MR Kılavuzluğunda Yüksek Yoğunluk Odaklı Ultrason (MRg-HIFU / High-Intensity Focused Ultrasound) olarak adlandırılan ve çeşitli kanser türlerinin tedavisi ile  kemik metastazının sebep olduğu ağrıların palyatif tedavisinde  kullanılan teknolojiyi klinik kullanıma sunuyor. Philips HIFU kullanımını; meme, prostat, karaciğer ve tedavi edilmesi en zor kanser türlerinden biri olan pankreas kanserini de kapsayacak biçimde, genişletmenin yollarını arıyor.</strong></span></p>
<p>Mevcut kanser tedavileri genellikle tümörlerin cerrahi müdahaleyle alınması, tümörün -ve hastanın- zararlı radyasyona maruz bırakılması veya istenmeyen yan etkilerine rağmen kemoterapi uygulanması gibi süreçleri içeriyor. Kimi zaman bu seçeneklerin iki veya daha fazlası bir arada kullanılıyor. Ancak, kısa süre önce Yüksek Yoğunluk Odaklı Ultrason (HIFU) adı verilen bu yeni teknolojinin, tümörleri vücudun içindeyken ısıtarak non-invaziv şekilde yok etme potansiyeli olduğu anlaşıldı. HIFU, halihazırda kliniklerde uterus fibroidlerinin (uterustaki iyi huylu tümörler) tedavisinde kullanılıyor ve cerrahi müdahaleye kıyasla hem hastanede yatma süresini kısaltıyor hem de komplikasyon oranını azaltıyor. Aynı zamanda bu yöntemin kemik metastazının sebep olduğu ağrıların palyatif tedavisi için kullanımı AB ilgili makamları tarafından da onaylanmıştır. Adından da anlaşıldığı üzere yüksek yoğunluk odaklı ultrason, ses enerjisini tümöre aktarıyor. Bu ses enerjisi daha sonra tümöre yayılarak ısı üretiyor. Bu teknik, doku sıcaklığını 65oC nin üzerine, yani çevredeki dokulara zarar vermeden hücreleri öldürmeye yetecek sıcaklığa getirme kapasitesine sahip.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Sıcaklık kontrollü ilaç salımı&#8230;</strong></span></p>
<p>Kanser hücrelerini yüksek sıcaklıklarla öldürme yöntemi (termal ablasyon), kanser tedavisinde HIFU’nun tek kullanım alanı değil. Philips Araştırma, yüksek yoğunluk odaklı ultrasonun, aynı zamanda ilaçların tümör içinde aktif hale getirilmesi için de kullanılıp kullanılamayacağını araştırıyor. Bu teknik, kemoterapi ilaçlarının lipozom adı verilen ısıya duyarlı mikroskobik partiküller içine yerleştirilip kan dolaşımına enjekte edilmesiyle uygulanıyor. Normal vücut sıcaklığında (37oC) stabil olan lipozomlar kan damarlarından geçerken içlerindeki ilacı tutmaya devam ederek vücudu ilacın toksik etkilerinden koruyor. Tümöre ulaştıklarında HIFU ışını ile yaklaşık 42oC’ye kadar lokal olarak ısıtılabiliyor ve bu aşamada lipozomların duvarları gözenekli hale gelerek ilacın doğrudan tümör içine salınmasını sağlanıyor. Klinik deneyimler, bir ilacın tümör içindeki terapötik etkisini artırma potansiyeline sahip bu tekniğin aynı zamanda vücudun diğer bölümlerinin ilaç maruziyetini düşük bir seviyede tutarak istenmeyen yan etkileri minimuma indirgediğini gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>HIFU’nun MRI ile birleştirilmesi&#8230;</strong></span></p>
<p>Philips’in HIFU teknolojisinin kanser tedavisinde kullanımına dair işaret ettiği başlıca teknik zorluklardan ikisi, ultrason ışınlarının hedef tümör üzerinde doğru şekilde odaklanmasından emin olunması ve tümör içindeki sıcaklık profilinin doğru şekilde kontrol edilmesidir. Philips HIFU tedavi sisteminin bir MRI (manyetik rezonans görüntüleme) tarayıcıyla birleştirilmesiyle bu iki amacın gerçekleşmesini sağlamaktadır.  MRI tarayıcısı yumuşak doku yapılarının gerçek zamanlı olarak görüntülenmesine olanak tanıyarak, HIFU ışınının doğru yere odaklanmasını sağlıyor. Aynı zamanda, tümörlerde etkin termal ablasyon veya kontrollü ilaç salımı için gereken sıcaklık profillerini kontrol etmeye yarayan gerçek zamanlı bilgi sağlamak amacıyla lokal doku sıcaklıklarını konumsal olarak gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/kanser-tedavisinde-mr-kilavuzlugunda-yuksek-yogunluk-odakli-ultrason/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omuz Çıkığı Yer Etmesin</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/omuz-cikigi-yer-etmesin/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/omuz-cikigi-yer-etmesin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 07:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[genel sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4884</guid>
		<description><![CDATA[Omuz çıkıkları, 18-30 yaşları arasında sıklıkla görülür. Yaralanma ya da zorlanma nedeniyle omuz bir kez çıktığında, % 99 tekrarlar. “Yer yapma” olarak tabir edilen bu durum, omzu yerinde tutan “contanın” ilk çıkmanın ardından zarar görmesi sonucu oluşur. Hipokrat zamanında en çok uygulanan ve omzun tekrar çıkmasın engelleyen omuz dağlanması, omzun hareket kabiliyetini yok eden bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4885" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/omuz-cikigi-yer-etmesin/omuz-acisi-23052011164228171/" rel="attachment wp-att-4885"><img class="size-medium wp-image-4885" title="omuz-acisi-23052011164228171" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/omuz-acisi-23052011164228171-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Omuz Çıkığı Yer Etmesin</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Omuz çıkıkları, 18-30 yaşları arasında sıklıkla görülür. Yaralanma ya da zorlanma nedeniyle omuz bir kez çıktığında, % 99 tekrarlar. “Yer yapma” olarak tabir edilen bu durum, omzu yerinde tutan “contanın” ilk çıkmanın ardından zarar görmesi sonucu oluşur.</strong></span></p>
<p>Hipokrat zamanında en çok uygulanan ve omzun tekrar çıkmasın engelleyen omuz dağlanması, omzun hareket kabiliyetini yok eden bir uygulamaydı. Günümüzde dağlamanın yerini eriyebilir vidalar aldı. Açık ameliyat gerektirmeden girişimsel olarak sorunlu bölgeye yerleştirilen vidalar sayesinde hastalar, tekrarlayan omuz çıkma sorunundan % 90’ın üzerinde kurtuluyor.</p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Erkal Bilen, omuz çıkıklarının “yer yapmasını” engelleme yolları ve omuz çıkıklarında eriyebilen vida tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Ağır sporlar omzu yerinden çıkarır </strong></span></p>
<p>Boks ve Türkiye’de de artık çok popüler olmaya başlayan rugby gibi büyük enerji gerektiren sporlarda omzun çıkması kaçınılmazdır. O bu sporları yapan kişilerde omuz çıkmasını önlemek mümkün olmayabilir ancak gerekli tedavilerle çıkmanın kronik hale gelmesi önlenebilir. Daha önceden çıkan bir omzu tedavi ettikten sonra, normal şartlarda kontrolsüz çıkmasına engel olunabilir.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Omuz biz kez çıkarsa yer yapar</strong></span></p>
<p>Omuz çıktığında çok ciddi bir şekil bozukluğu ve ağrı oluşturur. Yerine oturduğunda bu sorunlar ortadan kalkar. Ancak omzu yerinde tutan contaya benzer bir yapı, omuz ilk çıktığı anda zarar görür. Bir kısmı yırtılır ve yerinde durması zorlaşır. Bu da omuz çıkıklarının tekrarlamasına neden olur. Omuz çıkıkları, en sık 18-30 yaşları arasında görülür. Bu yaş grubu içinde; bir yaralanma ya da zorlanma nedeniyle omuz bir kez çıktığında, % 99 tekrarlayacak demektir. Bu durum, “Yer yapma” olarak tabir edilir. Tekrarlayan omuz çıkıkları çocukluk çağından itibaren başlayarak giderek azalır ve 40 yaşından sonra nadiren görülür. 40 yaşından sonra bu oran çok daha azalır ancak kas yırtıkları ve diğer yapıların kırıkları şeklinde kendini gösterebilir.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>10 çıkıktan sonra ameliyat gerekir</strong></span></p>
<p>Omuz bölgesinde tamir edilecek kadar sağlıklı doku kalmışsa o bölgede kapalı ameliyatlarla % 90-95’lere varan başarılı tedaviler uygulanabilir. Eğer çok tekrarlayan çıkık olmuşsa ve tamir edilebilecek dokular yıpranmışsa, açık yöntemle ameliyat şarttır. 10 çıkıktan sonra artık “conta” adı verilen doku lime lime olur ve hasta açık ameliyat olmak zorunda kalır. Böyle durumlarda tamir yeterli olmaz. Başka bir kemik bloğunu vidalamak gibi teknikler tercih edilir. Bunlarda da başarı oranı % 99’dur. Ameliyat sonrası omzun hareket açıklığında bir sorun yoktur ancak omuzda orijinalinden farklı bir şekil ortaya çıkar. Açık cerrahinin sonuçları kapalı ameliyatlarla aynıdır. Ancak açık ameliyat sonrası hastanın iyileşmesi 4-6 hafta daha uzun olabilir.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Omzunuz yerinden çıkmasın!   </strong></span></p>
<ul>
<li>Omuz sağlığı için doğru duruşla çalışma pozisyonu çok önemlidir. Doğru duruş; boyun ve omuzlar geride, oturulan koltuğa yaslanılıp bele küçük bir yastık alınarak, koltuğu 10 derece kadar geriye yatırmak şeklinde olmalıdır.</li>
<li>Özellikle yüksek bir noktadan ağır cisimlerin alınması sırasında dikkatli olunmalıdır. Çünkü 5 kiloluk bir yük bile omuzlara 80 kilo olarak yansıyabilir. Yüksekten ağır bir şey almamaya özen gösterilmeli ve çok ağır eşyalar çok yüksekte bulundurulmamalıdır. Eğer yüksek bir noktadan bir eşya alınacaksa; çift elle ve o seviyeye mümkün olduğu kadar yakın seviyeden uzanılarak alınmalıdır.</li>
<li>Tenis ve benzeri sporlar asitmetrik sporlardır. Orada kullanılmayan kasların, ağırlıkla çalıştırılması gerekir. Kasların balansı ancak bu şekilde sağlanabilir. Omuz sağlığı için yüzme ve ağırlık çalışma çok yararlı sporlardır.</li>
<li>Omuz çıkıkları fizyoterapi ve egzersizle kontrol altına alınabilir. Fizyoterapi tedavisi ile omuz çevresi kas grubu güçlendirilmekte, diğer sağlam dokuların duyum duygusunu artırıcı egzersiz ve fizik tedavi yardımı ile bu grupta tekrarlayan çıkıklar oluşması engellenmektedir.</li>
</ul>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Eriyebilen vidalarla omuz çıkığı tedavisi</strong></span></p>
<p>Tekrarlayan omuz çıkıklarında yapılan ameliyatlarda, omzun hareket açıklığı korunarak yerinden çıkmayan bir omuz sağlamak gerekir. Omuz çıkıkları tedavisinde kullanılan kapalı yöntemler sayesinde; ağrısız, hareketli ve normal şartlarda yerinden çıkmayan bir omuz sağlanabilir. 4 mm kalınlığında bir çubukla, bir santimetreden küçük bir delikten omza girilerek, çubuğun ucundaki kamera ile sorun tespit edilir. Bu alanda özelleşmiş ve omzun içine sokularak çalışılabilecek özel aletlerle ameliyat gerçekleştirilerek, yırtılmış olan doku 4-5 mm’lik vidalarla olması gereken yere sabitlenir. Bunun için vidaların eriyebilir olanları kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/omuz-cikigi-yer-etmesin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir İlk: Felçli El Hareket Ettirildi</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/bir-ilk-felcli-el-hareket-ettirildi/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/bir-ilk-felcli-el-hareket-ettirildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 14:29:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4877</guid>
		<description><![CDATA[ABD&#8217;de felçli bir hasta, geçirdiği ameliyat sonrasında sınırlı da olsa elini kullanmaya başladı. Hastanın omurik sinirleri üzerinde yapılan operasyon ise ilk olma özelliği taşıyor. Hastanın yaşadığı rahatsızlık beyni ile elleri arasındaki iletişimin yok olmasına yol açmıştı. Bunun sonucu olarak, hasta, ellerini kıpırdatamıyordu. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ndeki cerrahlar hastaya, deyim yerindeyse, yeni bir sinir hattı döşedi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4878" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/bir-ilk-felcli-el-hareket-ettirildi/120516-felc-elll-hlarge/" rel="attachment wp-att-4878"><img class="size-medium wp-image-4878" title="120516-felç-elll.hlarge" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/120516-felç-elll.hlarge-300x172.jpg" alt="" width="300" height="172" /></a><p class="wp-caption-text">Bir İlk: Felçli El Hareket Ettirildi</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>ABD&#8217;de felçli bir hasta, geçirdiği ameliyat sonrasında sınırlı da olsa elini kullanmaya başladı. Hastanın omurik sinirleri üzerinde yapılan operasyon ise ilk olma özelliği taşıyor.</strong></span></p>
<p>Hastanın yaşadığı rahatsızlık beyni ile elleri arasındaki iletişimin yok olmasına yol açmıştı. Bunun sonucu olarak, hasta, ellerini kıpırdatamıyordu.</p>
<p>Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ndeki cerrahlar hastaya, deyim yerindeyse, yeni bir sinir hattı döşedi ve bu sayede beyniyle eli arasındaki iletişimi yeniden sağladı.</p>
<p>71 yaşındaki hasta artık yemek yiyebiliyor ve az da olsa yazma yeteneğini geri kazanmış durumda. 2008&#8242;in haziran ayında geçirdiği trafik kazasında omuriliği hasar gören hasta felç geçirmişti.</p>
<p>Kazadan sonra yürüyemeyen hasta sadece kollarını oynatabiliyordu. Ancak elleriyle cisimleri kavrama yeteneğini kaybeden hastanın ellerindeki sinirlerde zarar olmasa da u sinirlere beynin gönderdiği mesajlar gitmiyordu.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><strong>SİNİRLERİN BEYİNLE BAĞLANTISI YAPILDI</strong></strong></span></p>
<p>Hastanın beyni sadece kolunun üst kısmına talimatlarını iletebiliyordu. Nörocerrahi dergisi Journal of Neurosurgery&#8217;de aktarılan operasyonun ayrıntılarına göre, kolda yeni bir sinir hattı oluşturuldu ve bu sayede yukarı kısımla el arasındakı bağlantı kurulmuş oldu.</p>
<p>Ele inen ve anterion interosseous adı verilen sinire, başka bir bölgeden alınan kas siniri iliştirildi.</p>
<p>Washington Üniversitesi&#8217;ndeki plastik ve yeniden yapılandırma cerrahisinde yardımcı profesör olarak çalışan Ida Fox,  &#8220;(Elde bulunan) Sinir hattı zaten zarar görmemişti; tek olan şey, beyinle bağlantısının kesilmiş olmasıydı&#8221; dedi.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><strong>EGZERSİZ VE FİZİK TERAPİ </strong></strong></span></p>
<p>Operasyon, el üzerindeki kontrolün yeniden ele geçirilmesine yönelik yoğun bir egzersiz programını da içeriyor.</p>
<p>Dirseğin kıvrılmasına yönelik sinirler artık sıkıştırma hareketine yardımcı olabiliyor. Hasta, başparmağı ile işaret ve orta parmağını operasyondan ancak sekiz ay sonra oynatabildi. Şimdi artık yemek yiyebiliyor ve az da olsa yazı yazabiliyor. Doktorlar, düzenli fizik-tedavi ile durumun daha da iyi olacağını düşünüyor.</p>
<p>Omurilik Araştırmaları adlı hayır kuruluşunun direktörü olan Doktor Mark Bacon, bu son gelişme ile ilgili olarak, &#8220;Burada kullanılan teknik ile ilgili temel meselelerden biri, sonucun kalıcı olduğu gerçeğidir; bir kere yapıldığı zaman geri dönüş yoktur. Hasarlı olmayan bir yeri feda ederek hasarlı ve ancak daha işlevsel olan bir bölgenin harekete geçirilmesi amaçlandı. Bu durum, söz konsu işlevselliğin yaşam koşullarını kayda değer biçimde arttırmasının söz konusu olduğu durumlarda tamamiyle kabul edilir bulunabiliyor&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>ABD&#8217;de uygulanan bu operasyon, sadece, ense kökündeki sinir hasarları üzerinde başarılı oluyor.</p>
<p>Hasarın daha yukarıda olduğu durumlarda kol bölgesinde yeniden canlandırılıp desteklenebilecek bir sinir işlevi kalmıyor. Sinir daha aşağıda bir bölgede hasar gördüyse eller hareket edebiliyor.</p>
<p>(BBC Türkçe)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/bir-ilk-felcli-el-hareket-ettirildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sentetik Şeker Beyne Zarar Verebilir&#8221;</title>
		<link>http://www.medikalteknik.com.tr/sentetik-seker-beyne-zarar-verebilir/</link>
		<comments>http://www.medikalteknik.com.tr/sentetik-seker-beyne-zarar-verebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 12:10:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim araştırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikalteknik.com.tr/?p=4872</guid>
		<description><![CDATA[Sentetik şekerin beyin faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyebileceği belirlendi. California Üniversitesi&#8217;nden Fernando Gomez-Pinilla ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, şekerli içecekler ve bazı gıda maddelerinde yaygın kullanılan sentetik şekerin beyin faaliyetlerini yavaşlatabileceğini ve hafızayı olumsuz yönde etkileyebileceğini gösterdi. Daha önceki araştırmaların sentetik şekerin, yetişkinlerde şeker hastalığını, obeziteyi ve karaciğerde yağlanmayı tetikleyebileceğini ortaya koyduğunu ancak bu araştırmayla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div id="attachment_4873" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px"><a href="http://www.medikalteknik.com.tr/sentetik-seker-beyne-zarar-verebilir/attachment/16651247/" rel="attachment wp-att-4873"><img class="size-full wp-image-4873" title="16651247" src="http://www.medikalteknik.com.tr/wp-content/uploads/2012/05/16651247.jpg" alt="" width="250" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;Sentetik Şeker Beyne Zarar Verebilir&quot;</p></div>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Sentetik şekerin beyin faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyebileceği belirlendi.</strong></span></p>
</div>
</div>
<div id="DivAdnetHaberDetay">
<div>California Üniversitesi&#8217;nden Fernando Gomez-Pinilla ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, şekerli içecekler ve bazı gıda maddelerinde yaygın kullanılan sentetik şekerin beyin faaliyetlerini yavaşlatabileceğini ve hafızayı olumsuz yönde etkileyebileceğini gösterdi.</div>
<div></div>
<div>Daha önceki araştırmaların sentetik şekerin, yetişkinlerde şeker hastalığını, obeziteyi ve karaciğerde yağlanmayı tetikleyebileceğini ortaya koyduğunu ancak bu araştırmayla ilk kez söz konusu şekerin beyne de zarar verebileceğinin belirlendiği vurgulandı.</div>
<div>
Gomez-Pinilla, bu tür sentetik şekerle beslenmenin uzun vadede öğrenme ve hafıza bozukluklarına yol açabileceğini ancak balık, keten tohumu gibi Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin besinlerin alımıyla zararın en aza indirilebileceğini belirtti.</p>
<p>Araştırma &#8220;Journal of Physiology&#8221; dergisinde yayımlandı.</p></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikalteknik.com.tr/sentetik-seker-beyne-zarar-verebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

