Sindirim sistemi hastalıkları ile ilgilen bilim dalı olaral bilinen "Gastroenteroloji", yemek borusu, mide, oniki parmak barsağı, ince ve kalın barsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas ve anus bölgesi (makat) bu bilim dalının konularını oluşturuyor. Bu organların ülser, gastrit, sarılık, hepatit, siroz, spastik kolon, safra kesesi taşları ve iltihabı, ülseratif kolit, Crohn, isal, kabızlık, makattan ve ağızdan kanamalar, hemoroid (basur), sindirim sistemi kanserleri gibi hastalıklarının tanısı ve tedavisini içeriyor. Bu dalın uzmanına ise gastroenterolog deniliyor.
Gastroenteroloji hastalıklarının başlıca belirtileri midede yanma, ekşime, ağıza acılık gelmesi, karın ağrısı, göğüs kafesinin orta kısmında yanma, bulantı, kusma, gıcık tarzında geçmeyen öksürük, bazı gıdaların alındığında rahatsız etmesi, isal, kabız, ağızdan kan gelmesi, makattan kan gelmesi, zorlanarak büyük abdeste çıkmak, büyük abdest alışkanlığında değişme, cildin ve gözlerin sararması, kaşıntı ve bazen de halsizlik ve kilo kaybı olarak görülüyor. Bu hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılan yöntemlerin başında endoskopik işlemler geliyor. Tüm işlemler sırasında hastanın isteği doğrultusunda sedasyon denilen damardan sakinleştirici ilaç uygulaması yapılarak ağrı hissetmesi engelleniyor. Gastroenteroloji'nin kapsadığı hastalıklara ve tedavi yöntemlerine dair TDV Özel 29 Mayıs Hastanesi Gastroentereloji Bölüm Sorumlusu Dahiliye ve Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Ünlü aydınlatıcı bilgiler verdi.
GASTROSKOPİ
Gastroskopi yemek borusu, mide ve oniki barsağın hastalıklarının tanısında kullanılan en güvenilir yöntemdir. Manevra özelliği olan ucunda kameralı bir aletle ağızdan girilerek yapılır. İşlem öncesi midenin 6-8 saat boş kalması gerekir. İşlem sırasında sedasyon denilen bir yöntemle damardan ilaç uygulaması yapılarak hastanın rahat olması sağlanır. Gerekli olgularda hastalıklı bölgeden inceleme için parça alınır. Mide kanaması olan kişilerde bu yönteme ilave olarak kanamayı durdurucu yöntemler ilave edilir. Gastroskopi gastrit, ülser, reflü, kanser teşhisinde en geçerli yöntemdir. Tetkik sırasında mide mikrobu olan H. Pylori içinde test yapılır. Mide ve oniki parmak barsağının kanamaları: Bu bölgelerden ülser ve damarsal anomalilere bağlı kanamalar olur. Hem tanı hem de tedavide gastroskopi en geçerli yöntemdir. Gerekli tedavi yapılmazsa mide kanamalarında yaklaşık yüzde 10 sıklığında ölüm olur. Kanayan bölgeye yapılacak enjeksiyon tedavisi gibi yöntemlerle kanama durdurulur ve cerrahi müdahaleye gerek kalmayabilir.
Yemek borusu varisleri: Özellikle karaciğer hastalarında yemek borusunda anormal damarlar oluşur. Bunların kanamalarında ölüm oranı yüksektir. Bu anormal damarlara özel kateterle yapılan enjeksiyon tedavisi ve lastik bantla bağlama yöntemleri ile damarlar yok edilebilir. Böylece ölümcül kanama ihtimali ortadan kalkar.
Dilatasyon işlemleri: Yemek borusu ve mide çıkışındaki darlıklara uygulanır. Hastanın başlıca şikayeti yediklerini kusarak çıkarma, yutma güçlüğü ve hazımsızlıktır. Uygun balonlar ile darlık bölgesi genişletilir ve cerrahi müdahaleye gerek kalmaz.
Reflü hastalığında gastroskopi: Reflü hastalığı yemek borusu ile mide arasındaki kapakçığın zayıflığına bağlı oluşur. Mide içerisindeki asit ve bazen de safra yemek borusuna kaçarak bu bölgede tahriş yapar. Boğazda acılık, göğüs kemiğinin orta kısmında yanma ve gıcık öksürük başlıca şikayettir. Hastanın şikayetleri kalp ağrıları ve astım hastalığı ile karışabilir. Gastroskopi hem tanıda yardımcıdır hem de oluşan tahrişin derecesini belirler. Uzun süren reflülerde zamanla yemek borusunun ucunda Barrett özefagusu denilen zamanla kansere dönüşebilen değişiklikler olabilir.
KOLONOSKOPİ VE SİGMOİDOSKOPİ
Makattan (anus) kameralı bir cihazla girilerek barsak incelenir. Sigmoidoskopi kalın barsağın son kısmının, kolonoskopi tamamının incelenmesidir. İşlem sırasında hastanın rahat olması ve ağrı hissetmemesi için damardan uygulanan ilaçla sedasyon sağlanır. Kolonoskopi öncesi barsak temizliği için diet ve barsak boşalmasını sağlayan ilaçlar kullanılır.
Kalın barsak ve ince barsak son kısmının hastalıklarının tanısında en güvenilir yöntemdir. Ülseratif kolit, Crohn hastalığı, polipler, divertiküller, darlıklar, kolon ülserleri ve kanserlerinin kesin tanı yöntemidir. Anus bölgesindeki hemoroid ve çatlaklarda bu yöntemle saptanır. Hemoroidlerin tedavisinde bant ligasyonu adı verilen bağlama yöntemi kullanılabilir. Kolonoskopi sırasında gereken olgularda hastalıklı bölgeden parça alınır. Polip denilen ileride kansere dönüşebilen et parçaları tamamen çıkarılabilir.
Polipektomi: Kolonoskopi 50 yaşından sonra herkese kalın barsak kanserinden korunmak için tarama yöntemi olarak önerilir. Kalın barsak kanserlerinin önemli bir kısmı polip adı verilen barsak içine doğru büyüyen et parçaları olarak başlar. Kolonsokopi sırasında saptanan polipler polipektomi denilen bir yöntemle kanser gelişmeden önceki dönemde çıkarılır. Saptanan polibin tipine göre daha sonra 1-3 yıllık aralarla kolonoskopik takip yapılır.
KARACİĞER HASTALIKLARI
Karaciğer hastalıkları halk arasında sarılık diye bilinir. Sarılık farklı karaciğer hastalıklarında olabilen bir bulgudur. Sadece halsizlik bile karaciğer hastalığı belirtisi olabilir. Karaciğerin başlıca hastalıkları hepatitler, siroz, yağlı karaciğer, kistler ve tümörlerdir. Hepatit B ve C oldukça sıktır ve bu mikrop testi pozitif olan hastalar mutlaka karaciğer hasarının derecesini belirlenmesi için gastroneteroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yağlı karaciğerde zamanla siroz nedeni olabildiğinden önemsenmeli ve takip edilmelidir. Siroz hastalığında olan kanamalar, karında su birikmesi ve bilinç bozuklukları gastroenterolog tarafından takip edilmelidir. Gereken hastalarda karaciğerden ince bir iğne ile parça alınır ve değerlendirilir.
Resimaltı: TDV Özel 29 Mayıs Hastanesi Gastroentereloji Bölüm Sorumlusu Dahiliye ve Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Ünlü