Yaz sofralarının baş tacı; Şifalı Otlar

Şifalı otlar; ecza deposu yeşillikler, yazın sıcaklarla baş etmenize yardımcı olabilir!

Zengin bir yemek kültürüne sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Türk mutfağında sebzelerle ve etlerle birlikte çeşni olarak bol bol kullanılan şifalı otlar, sayısız faydalarıyla sağlığımıza katkı sağlıyor…

Yaz aylarında özellikle sıcak saatlerde ağır ve yağlı yemekler tüketmek doğru olmadığından ızgara etin ya da balığın yayına bolca yeşillik eklemenizi, salatalarınıza bu otlardan koymanızı, bahçelerde, balkonlarda, tatilde, açık büfe kahvaltılarda, pikniklerde bu şifalı otları sofranızdan eksik etmemenizi tavsiye ediyoruz. Nanenin siyah zeytinle ya da zeytin ezmesiyle, dereotunun domates, yoğurt ve salatalıkla, taze kekiğin zeytinyağı ve her tür peynirle, maydanozun her şeyle çok yakışacağını göreceksiniz. Maydanoz, dereotu, reyhan, taze kekik, taze nane tümünü (ya da hangilerini bulabildiyseniz) çok ince olmayacak şekilde doğrayıp, üzerlerine zeytinyağı gezdirip, yanında simit, haşlanmış yumurta, zeytin ve peynirle tam bir kahvaltı ziyafeti yaşatabilirsiniz. Daha da sağlıklı hale getirmek için kahvaltı tabağınıza 2-3 adet kuru ceviz ve 10-15 adet kuru üzüm ve (ve ya) güneşte kurumuş kayısı ekleyin. İnanın bir kez denedikten sonra bu lezzetli otlar olmadan kahvaltıda etmek istemeyeceksiniz. Daha önce tüketme alışkanlığı olmayanlar; yazımızı okuduktan sonra bu kıymetli otları artık alışveriş listenizden eksik etmeyin. Kanser dâhil birçok hastalığa karşı önlem olarak özellikle sabah kahvaltısında bol bol tüketin. Domatesin üzerine biraz maydanoz, dereotu veya taze kekik ekleyerek bile, bambaşka bir lezzet ve besleyici bir atıştırmalık elde edebilirsiniz. Hepsi birer ecza deposu olan şifalı otların faydalarını ve ideal tüketim şekillerini sizler için araştırdık.  dereotu_b17e1

Dereotu: Türk mutfağının gözdelerinden olan dereotu tok tutar ve besin değeri yüksektir. Bu özellikleri sayesinde diyet listelerinde bolca yer alır. Lifli bir gıda olan dereotu hazmı kolaylaştırarak kabızlığı engeller. Daha çok salatalarda kullanılan dereotu çiğ olarak tüketilir. Fosfor, Bakır, Magnezyum, A ve C vitaminleri ile Potasyum, Kalsiyum, Demir ve Çinko yönünden çok zengindir. Bir tutam dereotu bir yetişkinin C vitamini ihtiyacının % 40’ını, A vitamini ihtiyacının ise % 43’ini karşılar. Mide bulantısının ve karın ağrılarının giderilmesinde oldukça etkilidir. Ağız kokusu ve sindirim problemlerinde de kullanılır. Ayrıca emziren bayanların süt üretimini arttırır. Bebek ve çocukların gaz sancılarının giderilmesine yardımcı olur. Mide ülserinden kaynaklanan rahatsızlıkları tolere eder ve tedavi sürecini destekler. Dereotunun içerdiği uçucu yağlar tuhaf ve gizemli özelliklere sahiptir. Aynı anda sedatif ve hipnotik rolünü üstlenir, bu durum sakinleştirir ve rahat bir uyku sağlar. Dereotu zengin miktarda kalsiyum içerdiğinden kemik sağlığına çok faydalıdır. Kemiklerde meydana gelebilecek mineral kaybına izin vermez ve kemik hastalıklarına yakalanma riskini azaltır. Çocuklarda sağlıklı iskelet yapısı için gerekli olan kalsiyum ve diğer mineralleri sağlar. Yaşlılıktan kaynaklanan kemik erimesi veya kemik zayıflaması sorunlarını giderir. Dereotu doğal insülin görevi görebilir. Yapılan bazı çalışmalar insülin seviyesindeki dalgalanmalara engel olduğunu ortaya koymuştur. Dereotu anti bakteriyeldir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hıçkırığı giderir. Alerjik sorunları hafifletir, ishalin giderilmesine yardım eder. İçerdiği yağlar, anti bakteriyel ve antioksidan özellikleri ile kanserle mücadele eder. Kansere neden olan unsurları ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Dereotunun kuvvet verici özelliği vardır, içerdiği besin ve mineraller yardımıyla bünyeyi güçlendirir. Vücuttan toksinleri atar, fazla tuzların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Bunun yanında içerdiği su sayesinde idrarı arttırır ve dolaylı olarak boşaltım sistemine yardımcı olur. Vücuttaki ödemi attırır. Çok iyi bir kalsiyum kaynağı olduğu için diş sağlığı için de önemlidir.  

Fesleğen: Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğen yemeklere eklenerek ya da çiğ olarak tüketilebilir. Birkaç çeşidi olan fesleğenin reyhan adı verilen morumsu yapraklı cinsi de oldukça popülerdir. Örneğin makarna sosuna eklenebilir. Taze olarak tüketildiğinde faydası artar. Serinletici ve lezzetli olduğu için yaz kahvaltılarının vazgeçilmezidir. Şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim problemlerini giderir. Spazmları çözer. Balgam, gaz ve idrar söktürücüdür. Öksürüğü keser. Canlandırır, enerji verir. Baş ağrısına iyi gelir. 25-30 gram taze fesleğen yaprağının üzerine dört bardak kaynar su döküp ve 10-15 dakika demlendirerek çay şeklinde tüketilebilir. Fesleğenin tohumu teskin edici etkisi sayesinde sinirlilik, depresyon, gerginlik ve uykusuzluk durumlarına da yardımcı olur. Fesleğen tohumlarını kaynar su içinde 15-20 dakika süreyle demlendirilmesiyle hazırlanan çay günde iki seferden fazla olmamak şartıyla tüketilir. Fesleğen ezilip, özsuyu çıkartılarak sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde kullanılır.  

Maydanoz: MaydanoMaydanozz Türk Mutfağının baş tacıdır. Mide bulantısını giderir, böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur, kansızlığa, halsizliğin giderilmesine iyi gelir. Bağırsakların çalışmasında, diş eti kanamasının önlenmesinde, yaraların daha hızlı iyileşmesinde, romatizma tedavisinde etkilidir. Maydanozun sapı ve yaprakları yemeklerde kullanılır ya da çiğ olarak tüketilir. Yapraklarda uçucu yağ ve glikozit, saplarında ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar A,C,K Vitamini bakımından zengindir, idrar söktürücü, midevi ve tansiyon yükseltici olarak kullanılır. Sapları da aynı özelliklere sahiptir. Yaprakları yemeklerde lezzet verici olarak kullanılır. Taze yapraklar, papağan ve diğer kuşlar için tehlikelidir. Maydanoz C vitamini yönünden çok zengin bir bitkidir. Güç verir, iştah açar, ter atılmasına ve ateşin düşmesine yardımcı olur. Kadınların adet döngülerini düzenler ve organizmayı zehirlerden arındırır. Karaciğer hastalıkları, sarılık, egzama, selüloit, romatizma, gut, idrar yolu ve böbrek taşı problemi olanların bol bol tüketmesi tavsiye edilir.  

Kereviz Sapı: Kan basıncını düşürür, damarları saran arterler etrafındaki kasları gevşeterek sistolik kan basıncını azaltmaya yardımcı olur. Apigenin denilen flavonoidler içerir. Anti enflamatuar özelliktedir. Damarları rahatlatarak arterler içinde oluşan oksidatif stresin azaltılmasına yardımcı olur ve kan basıncını düşürür. Kemik ve eklem sağlığını korur ve kemikleri güçlendirir. K vitamini, kalsiyum, magnezyum kaynağıdır. Poli asetilen içerir. Şişliği, kemik ve eklem ağrılarını azaltır. Artrit ve gut hastaları için yararlı bir anti enflamatuardır. Ürik asidin atılmasını sağlar, idrar söktürür, böbrekleri çalıştırır, böbrek taşlarını düşürür. Besleyici oluşunun yanında tam bir lif deposudur. Kerevizin sapından alınan kalori miktarı, kereviz sapını sindirirken harcanan kalori miktarından daha azdır. Yani, kilo vermek için bire birdir.  

Taze Kekik: Yazın semt pazarlarında ve manavlarda satılan taze kekiğin sayısız faydaları vardır. Kekik potasyum, demir, magnezyum, kalsiyum, manganez ve selenyum açısından zengin bir kaynaktır. Bu bitki ayrıca B-kompleks vitaminleri, beta karoten, C, A , K , E vitaminleri ve folik asit kaynağıdır. Kekikte uçucu yağlar da bulunur. Taze olarak tüketildiğinde daha faydalıdır. Türkiye’ de yaklaşık 30 farklı türü yetişen kekik Türk ve dünya mutfağının gözdeleri arasındadır. Kekik cilt sağlığından yüksek tansiyona, kolesterolden saç sağlığına ve kalp sağlığından akciğer sağlığına kadar çok geniş bir alanda sağlığımızı korur. Mide rahatsızlığı olanlar tarafından, tedaviye destek amaçlı kullanılır. Hatta bunun için hazırlanan kürler bile bulunmaktadır. Mide rahatsızlıklarının iyileşme sürecini hızlandırması ve hastalıklara karşı mideyi koruması kekiğin faydaları arasında en önemlileridir. Birçok bitki gibi kekik de hazmı kolaylaştırır. Ayrıca kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olur. Biberiye gibi hafızayı güçlendirmesi kekiğin faydaları arasında sayılabilir. Özellikle grip ve soğuk algınlığının doğal ilaçlarından biri de kekiktir. Antiseptik etkisi bulunan kekik, boğazdaki iltihapların kurutulmasına yardımcı olur. Kekik suyu ile gargara yapmak boğaz ağrısını azaltır. Ayrıca astım ve öksürük gibi akciğer hastalıklarına karşı da etkilidir. Hastalıklara karşı vücudun bağışıklığını artıran kekiğin iştah açıcı etkisi de bulunur. Kalp sağlığı için de olumlu etkileri bulunan kekik, çarpıntıları azaltır, kötü kolesterolün düşmesinde de rol oynar. Ancak kekiğin yüksek tansiyon hastaları tarafından çok fazla tüketilmemesi gerekir; çünkü kekik tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Özellikle güney bölgelerimizde sıkça yapılan taze kekik salatası, lezzetli bir meze veya ara öğün olarak da tüketilebilir. Taze veya kuru yapraklardan demlenen çay ise vücuttaki enfeksiyonu ve mide ağrılarını hafifletir. Kekik çayı yapılırken kesinlikle kaynatılmamalıdır; taze kekiğin üzerine sıcak su konularak demlenmesi yeterli olur.  

Biberiye: Biberiyenbiberiye1in içeriğinde tanen, acı maddeler, organik asitler, glikozit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Hemen hemen tüm zayıflama çaylarının içeriğinde yer alır. Zihni açar, guatr, kalp ve damar hastalıklarına, uykusuzluğa iyi gelir, kanı temizler. Biberiye çayıyla yıkamak saçlara sağlık ve parlaklık verir. Çayı iştahı keser, fazla yemek yemenin önüne geçer. Kozmetik sektöründe önemli bir yeri olan biberiye cildi yeniler, sivilce oluşumunu önler. Biberiye bitkisinin taze ya da kurutulmuş yapraklarının çay şeklinde tüketilmesi iştahı keserek kolay kilo verilmesine yardımcı olur. Biberiye yağıyla, selülitli bölgeye 10 – 15 dakika masaj yapmak incelme sağlar ve cildin pürüzsüz görünüme kavuşmasını sağlar. Biberiye çok güçlü bir anti kanser bileşeni olarak bilinen karnosal içermektedir. Bilimsel araştırmalara göre biberiye meme kanseri, prostat kanseri, kolon kanseri, lösemi ve cilt kanserine karşı etkili bir şifa kaynağıdır. Beyin ve sinir hastalıkları üzerinde birçok olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Alzheimer gibi yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkları engeller, hafıza kaybı ve bunamaya karşı önemli bir şifa kaynağıdır. Biberiyenin nöro-koruyucu özelliklere sahip karnozik asit denilen bir diterpine içerdiği belirlenmiştir. Biberiye yağı hafızanın daha efektif çalışmasına yardımcı olur. Yüzyıllar boyunca migren hastalığı için doğal tedavi metodu olmuştur. Biberiyeli buhar banyosu migren ağrılarının hafiflemesini sağlar ve beyin fonksiyonlarını düzenler. Biberiye alerji ve enfeksiyon sorunlarına iyi gelir. Enfeksiyon sürecinde fazla nitrik oksitleri ortadan kaldırır. Başta mide ülseri olmak üzere birçok hastalığı giderir, anti-enflamatuar ve anti-kanserojen özelliğinin olması genel anlamda bağışıklık sistemine katkıda bulunur. Sindirim sistemi ile ilgili sorunların çözümünde önemli rol oynar. Aynı zamanda gıda zehirlenmelerine karşıda bünyeyi korur ve temizlemeye yardımcı olur. Ilık su ile ağızda çalkalanması ağız sağlığını korur, solunum yolu sorunlarının giderilmesine yardımcı olur. Biberiye yüzyıllardır karaciğer tedavisinde alternatif olarak kullanılmaktadır. Karaciğeri toksinlerden temizler.  

Taze Nanenane-: Ferahlatıcı etkisi ile nane yaz aylarının vazgeçilmezidir. Vücutta sıcak havanın olumsuz etkilerini azaltır. Yüzyıllardır alternatif tıpta hastalıkları tedavi etmek için kullanılır. Nane A vitamini deposudur aynı zamanda C vitamini de içerir. Bunun yanında, kalsiyum, magnezyum, potasyum açısından çok zengin bir bitki olan nane, su, Omega-3 yağları, demir ve folatlar içerir. Nane genelde solunum yollarına faydalarıyla tanınır. İçerdiği zengin miktardaki A vitamini özellikle göz sağlığı için çok önemlidir. C vitamini birçok organ için hayati önem taşırken, birçok hastalıktan da bünyeyi korur. Nanenin diğer bir önemli özelliği ise sinirsel ve ruhi sorunlara da çözüm sunmasıdır. Bu bakımdan nane tüketmek hem fiziksel hem de ruhsal olarak sağlığımızı korumamızı sağlar. Nane harika bir temizleyici olarak sindirim sistemini destekler. Mide ağrılarına iyi gelir, bağırsakları temizler ve hareketini arttırır, ferahlatıcı ve rahatlatıcı özeliği vardır. Ezilmiş nane yaprakları veya nane çayı baş ağrısı sorunlarına ve migrene iyi gelir, yatıştırıcı özelliği vardır. Nanenin güçlü aroması astım ve bronşit hastaları için faydalıdır. Bunun yanında öksürük ve diğer solunum yolu bozukluklarına iyi gelir. Göğüste sıkışıklık durumunda veya nefes darlığı esnasında nane tüketimi sorunu geçiştirebilir. Astım ataklarının etkisini azaltır. Fakat aşırı tüketilirse boğazda tahrişe neden olabilir. Kadınların göğüslerinde emzirme döneminde meydana gelen çatlakları giderir. Nanenin etkili kokusu sinir sistemi üzerinde çok etkili ve faydalı bir uyarıcıdır. Eğer halsiz, endişeli ve depresif hissediyorsanız bir miktar nane yiyerek ya da çayını içerek sorunu kısa sürede çözebilirsiniz. Nane çok etkili bir anti septik ve kaşıntı önleyici olarak bilinir. Nane suyu cilt için mükemmel bir temizleyicidir. Nanenin cildi yatıştırma, yumuşatma ve akneleri temizleme özelliği vardır. Böcek sokmalarında etkilenen kısma nane uygulamak hem zehirlemeyi engeller hem de acıyı giderir. Nane ağızda sakız gibi çiğnendiğinde zihni açar. Nane etkili bir uyarıcı olduğundan dolayı besinlerin sindirilmesine yardımcı olur. Bu noktada sindirim enzimlerini uyarır ve yağ yakma etkisini arttırır. Nane ağız içi temizliği için de faydalı bir bitkidir, ağızda zararlı bakterileri ortadan kaldırdığı gibi kötü nefes kokusunu giderir. Etkili bir mikrop öldürücüdür. Ağızda çiğnenerek tüketildiğinde mikrop ve bakterilerin verdiği zararları giderir, aynı zamanda diş etlerini ve dişleri güçlendirir. Nane mevsimsel alerji ve saman nezlesine karşı etkilidir. Yapılan birçok araştırma farklı çeşitlerdeki kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltmanın yanında nanenin kanser tedavisinde de etkili bir rol oynayacağını ortaya koymuştur.

Popüler Yazılar