“Türkiye Prostat Kanseri Haritası” Başlıklı Rapor Açıklandı: “Prostat Kanseri Erkeklerde En Sık Görülen İkinci Kanserdir”

0
58

 

AstraZeneca’nın koşulsuz desteği ile Türk Üroonkoloji Derneği tarafından hazırlanan rapor, prostat kanseri görülme sıklığından son yıllarda gelişen tedavi seçeneklerine kadar geniş yelpazede bilgi ve veriler içeriyor. Rapora göre prostat kanseri, hastaların yarısında 60-69 yaş aralığında tespit edilirken, düzenli kontrollere dair farkındalığın artmasıyla prostat kanseri geçmiş yıllara oranla daha erken aşamalarda tespit ediliyor.

   

AstraZeneca Türkiye’nin koşulsuz desteği ile Türk Üroonkoloji Derneği tarafından, “Türk Üroonkoloji Derneği Prostat Kanseri Veritabanı” kaynaklı bilgiler ışığında hazırlanan “Türkiye Prostat Kanseri Haritası”nın sonuçları, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Dünyada erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasındaki prostat kanserine ilişkin kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla hazırlanan rapor, prostat kanserinde erken teşhisin tedavi sürecine katkılarına yönelik önemli bulgular içeriyor.

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen ikinci kanserdir

Dünyada ve Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden olan prostat kanseri, erkeklerde kansere bağlı ölümlerde de akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer alıyor. 2018 yılı istatistiklerine göre, dünya genelinde 1,28 milyon hasta prostat kanseri tanısı almış bulunuyor. Türkiye çapındaki 5.040 hastaya ait verilerden oluşan Türk Üroonkoloji Derneği Prostat Kanseri Veritabanı’na göre, prostat kanseri hastaların yarısında 60-69 yaş aralığında tespit ediliyor.

Prostat kanserinde erken tanı farkındalık ve düzenli kontrol ile artıyor

Raporla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ataus, “Sık idrara gitme, idrar yaparken zorlanma ve idrarda kan görülmesi gibi ürolojik şikayetlerin yaklaşık yarısında prostat kanseri saptanıyor. Yine derneğimiz tarafından 2009 yılında yapılan çalışmada bu oran yüzde 90’a yakındı. Bu oranın azalmasında prostat kanserine yönelik toplumsal bilincin artmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte mevcut oran da, belirtilerin çeşitliliği karşısında prostat kanserine yönelik düzenli kontrollerin önemini ortaya koyuyor. Hazırladığımız rapor ülkemizde prostat kanseri farkındalığının artırılmasını, bu konuların bilimsel alanlarda tartışılmasının sağlanmasını amaçlıyor. Ülkemiz bilim insanlarının katkı verdiği ve ülkemize ait sonuçların paylaşıldığı bu önemli çalışmaya verdiği koşulsuz destekten ötürü paydaşımız AstraZeneca Türkiye’ye teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Tanı anında metastatik kanserin saptanma sıklığı son 10 yılda yarı yarıya azaldı

Raporda, hastalığın prostat dışında başka dokularda ve organlarda da saptanması anlamına gelen metastatik yayılmaya da dikkat çekiliyor. Metastatik kanserin tanı anında hem hasta hem de hekim açısından can sıkıcı bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleyman Ataus,  “Türk Üroonkoloji Derneği Prostat Kanseri Veritabanı” verilerine göre, hastaların yüzde 8,9’unda tanı anında metastatik hastalık saptanırken, bu oran 2009 yılında yine derneğimiz tarafından gerçekleştirilen çalışmada yüzde 17 olarak saptanmıştı. Aradan geçen 10 yılda yaklaşık yarı yarıya azalmanın söz konusu olduğunu görmek sevindiricidir” ifadelerini kullandı.

Son 10 yılda erken teşhiste önemli ilerlemeler yaşandı

Türkiye’de Prostat Kanseri Raporunda prostat kanserinin erken tanısına ilişkin önemli bilgiler yer alıyor. Bunların arasında yer alan PSA (Prostat Spesifik Antijen) taraması, özellikle metastatik hastalık (yaygın-sistemik hastalık) görülme oranlarında düşüşe neden olan faktörler arasında gösteriliyor. Rapora göre hastaların yüzde 62,5’inde tanı anında ölçülen PSA değeri 10 ng/dl’nin altında saptanıyor. Bu oranın 2009 yılında yine Üroonkoloji Derneği tarafında gerçekleştirilen bir çalışmada yüzde 50,6 olarak saptandığını hatırlatan Türk Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen, “Son 10 yılda prostat kanseri çok daha düşük PSA değerlerinde yakalanıyor ve erken teşhiste büyük ilerlemeler yaşanıyor.  Bununla birlikte PSA testinin tek başına yeterli olmadığı ve mutlaka üroloji uzmanı tarafından yapılacak prostat muayenesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de unutmamamız gerekiyor” dedi. Türk Üroonkoloji Derneği Prostat Kanseri Veritabanı verilerine göre prostat kanseri tanısı alan her 4 hastanın 1’inde yapılan prostat muayenesinde hastalık saptanıyor” şeklinde konuştu.

Prostat kanseri tanısında “MR Dönemi”: MR Füzyon Biyopsisi

Prostat kanserine yönelik tanı gelişmeleri arasında Multiparametrik Prostat MR yöntemi de yer alıyor. Türk Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen, “bu özel prostat MR’ında prostat bezinde kanser için şüpheli bir alan olup olmadığı değerlendiriliyor. Kanser şüphesi saptanan bölümler işaretlenip daha sonra özel bir yazılım sayesinde ultrasona yerleştiriliyor. Biyopsi yaparken MR ve ultrason görüntülerinin birleşmiş halini görüp doğru noktadan, doğru hedeften biyopsi yapabilmek mümkün oluyor” diye belirtti. Rapora göre özellikle 2015 yılından beri yıllık prostat MR kullanım oranlarında belirgin artış yaşanıyor. Raporda MR Füzyon Biyopsisi yönteminin sağladığı avantajlar gereksiz tanı oranının azaltılması ve yüzde 90’lara varan oranlarda prostat kanseri teşhisi konulması olarak sıralanıyor.

Hastaların yüzde 6’ya yakınında tanı sonrası aktif izlem kararı alınıyor

Prostat kanseri tanısında son on yılda yaşanan en önemli değişiklerden biri olarak hastalığın ilerlemesi açısından düşük risk grubundaki hastalara yapılan-önerilen “Aktif İzlem” tedavi protokolü gösteriliyor. Türk Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Hastaya zarar verme riski düşük olan hastalığın tedavisinin yol açabileceği olası komplikasyonlardan sakınmayı sağlayan aktif izlem protokolünde hastalar yakın bir takip programında tutulurken, aktif tedaviye ilerleme görülen olgularda geçiliyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’de Prostat Kanseri Raporuna göre hastaların yüzde 5,7’sinde tanı sonrası aktif izlem ile takip kararı alındığı belirtiliyor.

Robotik ve fokal tedaviler yükselişte

Lokalize hastalıkta dünya genelinde en çok başvurulan tedavi yönteminin ise cerrahi olduğu vurgulanıyor. “Radikal Prostatektomi” ameliyatı sadece ABD’de yılda 80 bin hastaya uygulanırken bu cerrahi teknikle ilgili olarak son yıllardaki en önemli gelişmenin robot yardımıyla gerçekleştirilen laparoskopik cerrahi yöntemi olduğu vurgulanıyor. Ülkemizde de “Robotik Cerrahi”nin çeşitli merkezlerde prostat kanserinin tedavisinde aktif olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Türk Üroonkoloji Derneği Prostat Kanseri Veritabanı verilerine göre radikal prostatektomi ameliyatı uygulanan hastaların yaklaşık 3’te 1’inde laparoskopik veya robot yardımıyla laparoskopik cerrahi yöntemi uygulanıyor. Seneler içerisindeki dağılıma bakıldığında ise, açık cerrahi sayılarının sabit seyrettiği ancak laparoskopik ya da robot yardımıyla laparoskopik cerrahi sayılarında ise bir artışın olduğu görülüyor” açıklamasını yaptı ve ekledi: “Hastaların tedavileri için bir teknik arayışı içinde olmaları yerine tecrübeli ve güvenilir bir cerrah arayışı içinde olmaları faydalıdır. Tüm organı tedavi etmek yerine görüntülemeye dayalı hedefe yönelik ‘Fokal Tedaviler’ ise yakın gelecekte ön plana çıkmaya başlayacaktır.”

COVID-19 salgınının prostat kanseri tedavilerine etkisine değinen Doç. Dr. İlker Tinay,  “Türk Üroonkoloji Derneği olarak salgın sürecinde meslektaşlarımızla paylaştığımız kılavuz ile bilimsel veriler ışığında COVID-19 pandemisi sırasında prostat kanseri tanı ve tedavisine yönelik olarak uygulamalara dair önerilerde bulunduk. Genel olarak bu süreçte, salgın öncesi yeni tanı almış erken evre hastalık tedavisinde erteleme yaklaşımı ön planda olurken, ileri evre hastalık varlığında ise tedavilerde gecikme yapılmaması yaklaşımı önerildi”  diye konuştu. COVID-19 salgınında ülkemizdeki prostat kanseri tanı ve tedavisinin ne derece etkilendiğine dair hem Sağlık Bakanlığı hem de derneğimiz veritabanı kaynaklı bir rapor mevcut değildir. Ancak ülkemizdeki ilk bildirilen vakadan sonraki 30 günlük dönemde (11 Mart ile 11 Nisan 2020 arasında) günlük üroonkolojik pratiğin nasıl etkilendiğine dair yapılan ve derneğimiz üyesi olan araştırmacıların katkıda bulunduğu çalışma Gold Urology Dergisi’nde yayınlandı. Farklı coğrafi bölgelerdeki 5 üniversite hastanesini üroloji kliniklerinin ortak gerçekleştirdiği bu çalışmada, 2019 yılında aynı tarih aralığında ürolojik kanser cerrahileri ile karşılaştırma yapıldı. Bu çalışma, belirtilen dönemde prostat kanseri tanısı ile yapılan radikal cerrahilerin sayısının yarı yarıya azaldığını ancak kılavuz önerisi ile uyumlu olarak yüksek riskli hastaların tedavisinde aksama olmadığını ve bu beklememesi gereken hasta grubunun tedavisinin devam ettiğini gösterdi.

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış raporla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Türkiye Prostat Kanseri Haritası Raporu, gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde en sık görülen kanser türleri arasında yer alan prostat kanserinin tanı ve tedavisinde son yıllarda yaşanan önemli gelişmelerin yanı sıra hastalığın erken tanısının hasta sağlığı üzerinde yarattığı etkilere dair önemli bilgiler içeriyor. AstraZeneca Türkiye olarak prostat kanserine ve etkilerine dair farkındalığı artıracağına inandığımız bu anlamlı çalışmaya koşulsuz destek olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.”

 

 

 

#prostatkanseri #prostat #prostatnasılanlaşılır #prostatteşhisi #prostattedavisi #astrazeneca #türküroonkolojiderneği #üroonkoloji

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here