Yeme bozukluğu teşhisi konan kişilerin yaklaşık yüzde 64’ünde anksiyete görülüyor

Yeme bozukluğu teşhisi konan kişilerin yaklaşık yüzde 64’ünde anksiyete görülüyor

Yeme davranışlarında, yeme davranışlarıyla ilgili düşünce ve duygularda ciddi rahatsızlıklarla karakterize edilen önemli bir zihinsel sağlık durumu türü olan yeme bozuklukları, özellikle pandemi sürecinde belirgin bir artış gösterdi. DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Hanife Kara, yeme bozukluklarının ne olduğunu, riskli olan grupları, tedavi ve iyileşme süreçlerini anlatıyor.

Yeme bozukluğu olan bireyler yiyecekler, vücut görüntüsü ve kiloyla ilgili takıntı ve hoşnutsuzluk geliştiriyor. Mental Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabının (DSM-V) en son sürümü, yeme bozukluklarının dört alt kategorisini tanıyor: Anoreksiya Nervoza (AN), Bulimia Nervoza (BN), Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (BED) ve Diğer Yeme Bozuklukları.

Pandemi süreci ve COVID-19 salgını sırasında çocuklarda ve ergenlerde yeme bozukluklarında ve semptomların şiddetinde belirgin artış gözlendiğini belirten Diyetisyen Hanife Kara, “Yeme bozuklukları, çocuklarda en ölümcül psikiyatrik durumlardan birisidir. Her beş kişiden biri intihardan veya yeme bozukluğuna bağlı tıbbi komplikasyonlardan ölüyor. Yeme bozukluklarının genellikle uzun bir süreci var ve tedavisi zor. Anoreksiya Nevroza hastalarının yalnızca yüzde 31’i 10 yıl içinde iyileşir. Yeme bozukluklarının erken teşhisi ve tedavisi çok önemli” ifadelerini kullanıyor.

COVID-19 süreci yeme bozukluğu oranını neden artırdı?
COVID-19 salgınının her yaştan insan arasında okulda, sporda, işte, sosyal ve boş zaman aktivitelerinde ciddi bir aksamaya yol açtığını söyleyen Diyetisyen Hanife Kara, “Risk altındaki gençler için bu aksaklıkların zihinsel ve fiziksel etkileri düzensiz yeme davranışlarını tetikledi veya kötüleştirdi. Ek olarak pandemi, yeme bozukluğu olan bireylerde semptomların kötüleşmesiyle bağlantılı olan sosyal medya kullanımının ve medya etkileşimlerinin artmasına neden olarak özeleştiriyi ve görünümle ilgili olumsuz önyargıları da artırdı. Değişen gıda erişilebilirliği, gıda güvensizliği ve pandemi sırasında sağlık hizmetlerine sınırlı erişim de artan bu oranlarda rol oynamış olabilir” şeklinde konuşuyor.

Hastane başvurularında iki kattan fazla artış görüldü
COVID-19 salgınının ilk 12 ayında yeme bozukluğu olan 10 ila 23 yaş arası hastalarda hastaneye başvurularda iki kattan fazla artış görüldüğünü belirten Diyetisyen Hanife Kara, “Aynı zaman diliminde yeme bozuklukları nedeniyle hastaneye yatış oranı, çalışma döneminin sonuna doğru, pandeminin başlamasından sonraki 9 ila 12 ay arasında en yüksek seviyedeydi. Pandemiden önce bile birçok yeme bozukluğu kliniğinde altı aydan bir yıla kadar tedavi süreci olduğundan COVID-19’un getirdiği daha büyük sonuçlar da tedavide daha da uzun gecikmelere yol açtı” diyor.

12 ila 25 yaş arası riskli grup
Yeme bozuklukları her yaştan insanı etkileyebiliyor ancak araştırmalar yeme bozukluğunda 12 ila 25 yaş arasındaki ergenlerin en büyük risk grubu olduğunu gösteriyor. Anoreksiya Nervoza teşhisi konan kişilerin yüzde 75’i ve Bulimia Nervoza teşhisi konan kişilerin yüzde 83’ü 12 ila 25 yaş arasında yer alıyor.

Akıl hastalığı ve depresyona sebep oluyor
Yeme bozukluklarının sıklıkla depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanımı ve kişilik bozuklukları gibi diğer psikolojik ve fiziksel bozukluklarla ilişkili olduğunu söyleyen Diyetisyen Hanife Kara, “Yeme bozukluğu teşhisi konan kişilerin yaklaşık yüzde 55 ila 97’sinde akıl hastalığı komorbid durumu, yaklaşık yüzde 45 ila 86’sında eşlik eden depresyon, yaklaşık yüzde 64’ünde anksiyete bozukluğu, yüzde 58’inde eşlik eden kişilik bozukluğu gözleniyor. Yine araştırmalar, kaygı bozukluğunun (özellikle sosyal kaygı) yeme bozukluğunun başlangıcından önce gelebileceğini gösteriyor. Çölyak hastalığı, kistik fibroz ve diyabet dahil olmak üzere diyet değişikliği gerektiren kronik sağlık koşullarında daha yüksek düzensiz yeme oranları tanımlanıyor. Diyabetli kişilerde (hem Tip 1 hem de Tip 2), kilo alma, yemek takıntısı ve kayıp duyguları gibi faktörler de dahil olmak üzere muhtemelen hastalığın doğası nedeniyle düzensiz yeme veya yeme bozukluğu geliştirme olasılığı iki kat daha fazla” diyor.

Yemek bozukluğu olan kişilerin yüzde 75’i profesyonel yardım almıyor
Yeme bozukluğu olan kişilerin yüzde 75’inin profesyonel yardım almadığının tahmin edildiğini belirten Diyetisyen Hanife Kara, “Tedaviyi reddetme ya da tedavi olmama nedenleri arasında dışlanma, utanma, hastalığı inkâr, hastalığın ciddiyetini algılayamama, tedavinin maliyeti, teşvik eksikliği ve yardım kaynaklarına nasıl ulaşılacağı konusunda bilgi eksikliği sayılabilir. Yeme bozukluğu için en etkili tedavi, bireyin hastalığına, durumuna ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş kişi merkezli multidisipliner bir bakımdır. Tedavi gördükten sonra tüm yeme bozuklukları türlerinden kurtulmak için geçen ortalama süre bir ila altı yıldır. Yetenekli ve bilgili sağlık uzmanları eşliğinde tedavi süreci sağlandığında yeme bozukluğu olan kişilerin çoğu için tam iyileşme ve iyi bir yaşam kalitesi elde edilebilir” şeklinde konuşuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here