Sağlık Sektörünün 4 Bileşeni


Türkiye Sağlık Sektörü Raporu, Türkiye’de sağlık sisteminin güncel durumunu İlaç, Sağlık Hizmeti Sunucuları, Sağlık Sigortası ve Tıbbi Cihaz olarak tüm bileşenleriyle ortaya koydu.

Türkiye’de sağlık sisteminin tüm bileşenleri ile İlaç, Sağlık Sunucuları, Tıbbi Cihaz, Sigorta, güncel durumu ortaya konulması; kalite, maliyet ve erişim olmak üzere üç temel boyut gözönünde tutularak sürdürülebilir ideal sağlık sistemine ulaşılması yönünde potansiyel iyileştirme alanlarının belirtilmesi öngörülmüştür.

SAĞLIK HİZMET SUNUMU SEKTÖRÜ

Kritik sağlık göstergeleri açısından Türkiye’nin bir değerlendirmesi yapıldığında; 2009 verileriyle her 1.000 doğum¬da ortalama 13,1 olan bebek ölüm oranının OECD’deki %0,4’lük oranın çok üzerinde olduğu dikkati çekiyor. Öte yandan 2009 verilerine göre OECD ülkelerinin ortalama yaşam beklentisi 80 yıl olarak hesaplanırken, Türkiye’de hayat standardının yükseltilmesi çalışmalarına rağmen ortalama yaşam beklentisi 74 yıl ile gelişmiş ülkelerin gerisinde kalıyor.

Dünya ortalamasına bakıldığında, 1.000 kişiye düşen has¬tane yatağı sayısı 2,8’dir. En büyük sağlık pazarı konumundaki Amerika’da 1.000 kişiye düşen hastane yatağı sayısı 3,1 iken, Türkiye, 1.000 kişiye düşen 2,5 hastane yatağıyla dünya ve OECD ortalamalarının gerisinde kalmaktadır. 1.000 hasta başına düşen doktor sayısı ABD’de 2,4, Rusya’da ise 4,3’tür. Dünya ortalamasında ve Türkiye’de ise bu oran 1,6 olarak gözlemlenmektedir. 2010 yılı itibarıyla Türkiye’de toplam 123.447 doktor bulunmakla birlikte, hasta başına düşen doktor oranı gelişmiş ülkelere kıyasla geride kalmaktadır.

1000 kişiye düşen hemşire sayısı ABD’de 10,8, OECD ülkelerinde 8,4 ve Türkiye’de ise 1,5’dir.

Türkiye’de 114.772 hemşire istihdam edilmektedir, ancak doktor başına düşen hemşire sayısına bakıldığında da, Türkiye OECD ülkelerinin oldukça gerisinde kalmaktadır. OECD ülkelerinde 100.000 kişiye düşen yeni mezun hemşire sayısı 39 iken, bu rakam Türkiye için sadece 6’dır. Son 10 yılda Avrupa Birliği dahil birçok ülkede, hastaların hastanelerde kalış sürelerinin azaldığı görülmektedir. 2000 yılında 8,2 gün olan OECD ülkelerinin ortalama hasta kalış süresi, 2009 yılı itibariyle 7,2 güne düşmüştür. Türkiye’de ise bu süre ortalamada 4 gün olmakla birlikte, aslın¬da bu gösterge hizmetin iyiliği ve hızına işaret etmemekte, hizmet kapasitesinin yetersiz olmasından kaynaklanmakta ve sisteme ek maliyetler getirmektedir. Türkiye’de kapasite gereksinimi ancak hasta kalış sürelerinin kısa tutulmasıyla mümkün olmaktadır.

Türkiye’de 1.400’den fazla hastane hizmet vermekte olup, bu hastanelerin %34’ü özel sermayelidir. 2000-2010 yılları arasında Türkiye’deki hastanelerin Bileşik Yıllık Büyüme Oranı (BYBO) %1,7 iken, özel hastaneler için bu oran %6,5 olarak gerçekleşmiştir.

Özel hastanelerin bölgesel dağılımına bakıldığında İstanbul, Ankara ve İzmir ön plana çıkmaktadır. Türkiye’deki özel hastanelerin %48’i, hastane yataklarının ise %56’sı bu üç ilden birinde bulunmaktadır.

Türkiye’deki doktorların %59’unun Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde görev aldığı, %20’sinin özel sektörde hizmet vermekte olduğu görülmektedir. Türkiye’de 2006-2010 yılları arasındaki hastane müracaatları incelendiğinde, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde %5,6’lık bir BYBO gözlemlenirken, özel hastaneler için bu oran %32,4’tür. Devlet ile özel hastaneler arasındaki bu önemli fark, sektördeki özel teşebbüs yatırımlarının artışına ve sağlık sisteminin liberalleştiğine işaret etmektedir. Türkiye genelinde hastane yatak doluluk oranları %64 seviyesindedir. Sağlık Bakanlığı hastaneleri bu orana paralel seyrederken, özel hastaneler %51’lik doluluk oranına sahiptir.

Ortalama yatış sürelerine bakıldığında ise özel hastaneler¬de 2 gün olan süre, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde ortalama 4,4 gündür.

Sağlık Turizmi: 2010 sonu itibariyle küresel sağlık turizmi pazarının büyüklüğü 78,5 Milyar ABD Doları olarak belirlenmiştir. 2012 yılı itibarıyla pazarın büyüklüğünün 100 Milyar ABD Doları’na ulaşması beklenmektedir. Türkiye’nin ise bu pazardaki payı %1 civarındadır. Türkiye’de 2010 yılında medikal turizm pazarının büyüklüğü 850 Mil¬yon ABD Doları olarak tahmin edilmekte olup, bu rakamın önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1 Milyar ABD Doları’na çıkarılması hedeflenmektedir. Tedaviler için Türkiye’nin tercih edilmesinin başlıca nedenleri arasında; yüksek kaliteli hizmet verilmesi, fiyatların birçok ülkeye nazaran düşük ve verilen hizmet kalitesine uygun olması, hekimlerin iyi eğitim görmüş olmaları, tedavilerde kullanılan teknolojik olanakların yüksek olması ve Türkiye’nin dünya çapında bili¬nen ve tercih edilen bir turizm merkezi olması sayılabilir.

TIBBİ CİHAZ SEKTÖRÜ

2010 yılı itibarıyla dünya tıbbi cihaz pazarı 250 milyar doları aşan bir büyüklüğe ulaşmıştır. Dünyadaki en büyük pazarlar sırasıyla; ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Çin, Kanada, Rusya, İspanya ve İsviçre’dir. Türkiye’de tıbbi cihaz pazarı, 2010 yılsonu itibarıyla 1,9 Milyar ABD Doları tutarında Pazar büyüklüğüne ulaşarak, dünyadaki en büyük 20 pazardan biri konumuna yükselmiştir. Öngörülen 2011-2015 dönemi dâhilinde, tıbbi cihaz sektörünün %6’ya yakın bir BYBO ile 2,7 Milyar ABD Dolarını aşması beklenmektedir.

Türkiye’de 1.000’e yakın yerel tıbbi cihaz üreticisi ve tedarikçisi bulunmaktadır ve sektörde yer alan oyunculardan 700’e yakın kısmı üretimlerini ihraç etmektedirler. Yerel üreticiler, İstanbul, İzmir, Ankara, Samsun ve Konya olmak üzere 5 şehirde yoğun olarak yer almaktadırlar. Yerel üreticiler pazardaki talebin %15’ini karşılamaktadırlar.

İLAÇ SEKTÖRÜ

Dünyanın en büyük 5 ilaç pazarı sırasıyla ABD, Japonya, Çin, Fransa ve Almanya’dır. Türkiye ise 15. sırada olup, son yıllarda önemi artan pazarlardan biri olma konumun¬dadır. Önümüzdeki dönemlerde ilaç sanayinde ürün portföyü, piyasalar, odak /hasta ilişkileri, tedavi / ilaçlar, ekonomi, üretim ve satış ekseninde birçok değişim yaşanacağı ve bu değişimin global ölçüde tüm ülkeleri (piyasaları) etkileyeceği düşünülmektedir. Türkiye açısından bu değişimi fırsata çevirerek, yatırımların Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırım şeklinde gelmesini sağlayacak politikalar geliştirilmesine yönelik fırsatlar bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here